1 Ağustos 2010, İstanbul- Anti-personel karamayınlarından sonra bir silahı daha; misket bombalarının üretimini, kullanımını ve transferini yasaklayan uluslar arası sözleşme bugün yürürlüğe girdi.
Dünyanın dört bir yanındaki Misket Bombaları Koalisyonu (CMC) kampanyacıları, Birleşmiş Milletlerkuruluşları ve uluslar arası kuruluşlar, başta çocuklar olmak üzere sivillerin yaşamlarını tehdit eden Misket Bombaları Yasaklama Sözleşmesi’nin yürürlüğe girişini davullar çalarak kutladı.
Uluslararası Misket Bombaları Koalisyonu koordinatörü Thomas Nash’ın dediği gibi, bu, “insani değerlerin, acımasız ve adaletsiz bir silah üzerinde zaferidir”.
Mayıs 2008’de kabul edilen ve aynı yılın Aralık ayında imzaya açılan Sözleşme, taraf devletlere, 8 yıl içinde stoklarındaki misket bombalarını imha etme, 10 yıl içinde topraklardaki misket bombalarını temizleme ve kurbanlara yardım konusunda yükümlülükler getiriyor.
Bugün, geçmişti misket bombası üreten, kullanan ve stoklarında misket bombası bulunduran ülkelerin 107’si Sözleşmeyi imzaladı, 37’si de Sözleşmeye taraf oldu. 2009’da Arnavutluktopraklarındaki misket bombasını temizleyen; İspanya da stoklarındaki misket bombalarını imha eden ilk ülke oldu. Geçtiğimiz haftalarda Moldovya ve Norveç stoklarındaki misket bombalarını imha etti. Aralarında İngiltere’nin de bulunduğu pek çok ülke de stoklardaki misket bombalarını imha etmeye başladı.
Türkiye ise misket bombası üreten ve stoklarında misket bombası bulunduran ülkeler listesinde bulunuyor.
Burada bir kez daha Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyoruz; birkaç ay önce bir çocuğa yazdığınız mektupta “dünyanın neresinde olursa olsun, çocukların asla ve asla ağlamamalarını, göz yaşı dökmemelerini, üzülmemelerini;dünyanın tüm çocuklarının elele vererek oynamalarını, en kaliteli eğitimleri almalarını, gülücüklerin yüzlerinden hiç eksilmemesini istiyoruz“ demiştiniz. Bu sözlerinizi yerine getirmek için yapmanız gereken şeylerden birisi de Misket Bombası Yasaklama Sözleşmesi’ni imzalamaktır.
Milletvekillerine sesleniyoruz; Misket bombaları, 40 yıldır, çatışmalarda ve savaşlarda, başta çocuklar olmak üzere binlerce sivilin ölmesine ve yaralanmasına neden oluyor. Genellikle yere çarptıkları anda patlamadıkları için, çatışmalar, savaşlar bitmiş olsa bile, öldürmeye ve yaralamaya devam ediyor. Misket Bombaları Yasaklama Anlaşması’nın imzalanması için TBMM’de yasa çıkarın.
Biz de, Misket Bombası Yasaklama Sözleşmesi’ni imzalayan ve sayısı yüzün üzerinde olan devletler gibi, Asya’da, Afrika’da, Ortadoğu’da misket bombası tehditi altında yaşayan milyonlarca çocuğun yaşamlarını koruma altına alalım.
Gökyüzünde misket bombaları taşıyan savaş uçakları değil, çocukların; sevinçleri, umutları, uçurtmaları uçsun…
Misket bombalarını yasaklayan anlaşma onaylandı
Anlaşma, 1 Ağustos 2010’da uluslararası bağlayıcılığı olan yasa haline geliyor
(Londra, 16 Şubat 2010) –Burkina Faso ve Moldova’nın 16 Şubat’taki onayıyla, misket bombalarını yasaklayan uluslararası anlaşmayı onaylayan ülke sayısı 30’a ulaştı. Anlaşma, 1 Ağustos’ 2010’da yürürlüğe girerek uluslararası bağlayıcılığı olan mevzuat haline gelecek.
Misket Bombaları Koalisyonu (CMC) Koordinatörü Thomas Nash konuyla ilgili şu açıklamada bulundu: “Misket Bombaları Konvansiyonu’nu onaylayan ilk 30 devlet bu acımasız ve adaletsiz silahların neden olduğu acıları sonsuza kadar yok etmemize yardımcı oldukları ve başrol oynadıkları için gurur duymalılar. Konvansiyona henüz katılmamış olanlar içinse 2010, tarihin doğru tarafında yer alarak tek zeminde birleşmek ve Kasım’da Birinci Taraf Devletler Toplantısı’ndan önce anlaşmaya dahil olmak için uygun zamandır.”
Onaylayan 30 ülke arasında, Konvansiyonu yaratmak için “Oslo Süreci” çalışmalarına öncülük eden ülkeler (Norveç, Avusturya, Vatikan, İrlanda, Meksika ve Yeni Zelanda); misket bombalarının kullanıldığı ülkeler, (Arnavutluk, Hırvatistan, Lao PDR, Sierra Leone ve Zambia); misket bombası stokları bulunan ülkeler (Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, Japonya,Moldova, Karadağ ve Slovenya) ve stok imhasını tamamlayan ilk imzacı devlet İspanya yer alıyor. Onaylayan diğer ülkelerse şunlar: Burkina Faso, Burundi, Lüksemburg, Makedonya, Malawi, Malta, Nikaragua, Nijer, San Marino ve Uruguay.
Konvansiyon, Aralık 2008’de Oslo’da imzaya açıldığından bu yana toplam 104 ülke tarafından imzalandı. Konvansiyon, misket bombalarının kullanımını, üretimini ve naklini kapsamlı olarak yasaklamakta ve kirli arazilerin temizlenmesi ve stok imhası için katı tarihler beliriyor. Ayrıca mağdurları ve etkilenmiş toplulukları desteklemeleri için de devletlere yükümlülükler getiriyor.
Misket Bombaları Konvansiyonu 1 Ağustos’ta yürürlüğe girmesinin ardından ikinci önemli tarihi an, 2010 sonunda Lao PDR’de gerçekleştirilecek Birinci Taraf Devletler Toplantısı’dır. Lao PDR 30 yıldan uzun bir zaman önce ABD’nin bombalamasının bir sonucu olarak misket bombalarının yoğun şekilde etkilediği bir devlettir.
Lao PDR’li misket bombası mağduru ve bir CMC kuruluşu olan Handicap International Belçika’nın Yasak Savunuculuğu girişimi üyesi Phong konuyla ilgili şunları ifade etti: “Ülkem anlaşmaya katıldı çünkü insanlarımız on yıllardır bu ölümcül "bombacıklar” nedeniyle çok acı çekiyor. Hükümet temsilcilerini ve kampanyacıları bu yılın sonunda Vientiane’de karşılamak ve buradan dünyaya misket bombasının devasa ve şok edici mirasını göstermek için sabırsızlanıyoruz.”
Human Rights Watch Silahlar Birimi eş başkanı ve direktörü Steeve Goose şunları dile getirdi: “Sadece 15 ay gibi kısa bir sürede konvansiyonun 30. onaya ulaşması, bu silahlardan hemen kurtulmak için duyulan güçlü küresel kararlılığı yansıtıyor. Misket bombaları daha şimdiden hiçbir ülke tarafından, hatta Konvansiyonu henüz imzalamamış ülkeler tarafından da bir daha asla kullanılmayacak çağdışı silahlar haline geliyor.”
Oslo Süreci ve anlaşma müzakereleri; yasaklamadan yana olan hükümetler, CMC, Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve BM kurumları arasındaki yakın işbirliğinin yanı sıra Lao PDR gibi etkilenmiş ülkelerin ve bizzat misket bombaları mağdurlarının liderliğinde gerçekleşti.
Konvansiyon henüz yürürlüğe girmeden önce, ülkeler şimdiden şartlardan bazılarını yerine getirmeye başladı. Geçen sene, İspanya misket bombası imhasını gerçekleştireceğini açıkladı ve yaklaşık bir düzine başka ülke stok imhasına başladı. Arnavutluk Aralık 2009’da topraklarında misket bombası temizliğini tamamlayan ilk imzacı ülke olduğunu açıkladı.
CMC mümkün olduğunca çok sayıda ülkeye Kasım’da Lao PDR'de yapılacak Birinci Taraf Devletler Toplantısı'ndan önce Konvansiyonu imzalama, onaylama ve uygulama çağrısında bulundu. Özellikle 1997 Mayın Yasağı Anlaşmasını ve 2006 Engelli Hakları Konvansiyonu’nu onaylamış olan devletler misket bombası yasağına da destek vermelidir. Bunun nedeni bu üç uluslararası anlaşmanın, etkilenmiş ülkelere destek, mağdurlar ve silahlı şiddet kurbanları için onurlu yaşam şeklindeki aynı insani kaygı ve insan hakları prensiplerini yüceltmesidir.
İletişim:
Londra’da, Conor Fortune (İngilizce, İspanyolca):+44-(0)75-1557-5174; veya conor@stopclustermunitions.org
Vientiane’da (Lao PDR), Thomas Nash (İngilizce, Fransızca):+44-(0)7711926730 (mobil); veya thomas@stopclustermunitions.org
Washington, DC’de Steve Goose (İngilizce): +1-540-630-3011 (mobil); veya gooses@hrw.org
NOTLAR
Misket bombaları hakkında
Misket bombası pek çok (çoğu zaman yüzlerce) küçük patlayıcı altbomba veya bombacık içerir. Misket bombaları havadan bırakılır veya yerden ateşlenir. Havada iken kırılarak açılır ve birkaç futbol büyüklüğüne varabilecek bir alana alt bombalarını salar. Bunun anlamı bu silahların sivillerle askerler arasında ayrım yapmadığıdır. Alt bombaların birçoğu darbe üzerine patlamaz ve savaşın sona ermesinden on yıllar sonra bile yaşamları tehdit etmeyi sürdürür.
Misket Bombaları Konvansiyonu hakkında
Misket Bombaları Konvansiyonu misket bombalarının kullanımını, üretimini ve transferini yasaklayarak ülkelerden 10 yıl içinde etkilenmiş alanlarını temizlemelerini ve 8 yıl içinde de stoklarını imha etmelerini şart koşar. Konvansiyon kurbanlara ve etkilenmiş topluluklara destek verilmesini gerektiren sarsıcı şartlar içermektedir. Aralık 2008’de Oslo’da imzalanan anlaşma, anti personel kara mayınlarını yasaklayan 1997 Mayın Yasağı Anlaşması’ndan sonra en önemli uluslararası silahsızlanma anlaşmasıdır.
Misket Bombası Koalisyonu (CMC)
CMC 85 ülkede misket bombalarına karşı acil eyleme destek veren yaklaşık 350 hükümet dışı kuruluştan oluşan uluslararası bir koalisyondur. CMC, hükümetleri, halkı ve medyayı misket bombası sorunuyla ilgili eğitmesini ve 2008 Misket Bombaları Konvansiyonu’nun evrenselleştirilmesini ve tam olarak uygulanmasını talep eden STK çalışmalarını yürütmektedir.
http://www.stopclustermunitions.org/
Aşağıdaki 104 ülke Konvansiyonu imzalamıştır:
Afganistan, Arnavutluk, Angola, Avustralya, Avusturya, Belçika, Benin, Bolivya, Bosna ve Hersek, Botswana, Bulgaristan, Burkina Faso, Burundi, Kanada, Cape Verde, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kamreun, Çad, Şili, Kolombiya, Komor, DR Kongo, Kongo Cumhuriyeti, Cook Adaları, Costa Rica, Fildişi, Hırvatistan, Kıbrıs, Çek Cumh., Danimarka, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, El Salvador, Fiji, Fransa, Gambia, Almanya, Gana, Guatemala, Gine, Gine Bisav, Haiti, Vatikan, Honduras, Macaristan, İzlanda, Endonezya, Irak, İrlanda, İtalya, Jamaika, Japonya, Kenya, Lao PDR, Lübnan, Lesotho, Liberya, Liechtenstein, Litvanya, Lüksemburg, Madagascar , Malawi, Mali, Malta, Meksika, Moldova Cumhuriyeti, Monaco, Karadağ, Mozambik, Namibia, Nauru, Hollanda, Yeni Zelanda, Nikaragua, Nijer, Nijerya, Norveç, Palau, Panama, Paraguay, Peru, Filipinler, Portekiz, Ruanda, Samoa, San Marino, Sao Tomé ve Principe, St. Vincent ve Grenadines, Senegal, Sierra Leone, Slovenya, Somali, Güney Afrika, İspanya, İsveç, İsviçre, Makedonya, Togo, Tunus, Uganda, Büyük Britanya ve Güney İrlanda, Tanzanya Cumhuriyeti, Uruguay, Zambiya.
Bunlardan 30 ülke Konvansiyonu onayladı:
Arnavutluk (16 Haz 2009), Avusturya (2 Nis 2009), Belçika (22 Ara 2009), Burkina Faso (16 Şubat 2010),Burundi (25 Eyl 2009), Hırvatistan (17 Ağu 2009), Danimarka (12 Şubat 2010), Vatikan (3 Ara 2008), Fransa (25 Eyl 2009), Almanya (8 Haz 2009), İrlanda (3 Ara 2008), Japonya (14 Tem 2009), Lao PDR (18 Mar 2009), Lüksemburg (10 Tem 2009), Makedonya (8 Oca 2009), Malawi (7 Ek 2009), Malta (24 Eyl 2009), Meksika (6 May 2009), Moldova (16 Şubat 2010),Karadağ (25 Oca 2010), Yeni Zelanda (22 Ara 2009), Nikaragua (6 Eki 2009), Nijer (2 Haz 2009), Norveç (3 Ara 2008), San Marino (10 Tem 2009), Sierra Leone (3 Ara 2008), Slovenya (19 Ağu 2009), İspanya (17 Haz 2009), Uruguay (24 Eyl 2009), Zambiya (12 Ağu 2009).
MAYIN MAĞDURLARININ EYLEM ÇAĞRISI
Mayınsız Bir Dünya İçin Cartagena Zirvesi
29 Kasım- 4 Aralık 2009 | Kolombiya
Kurban desteğini geliştirmek, bazı ilerlemelere rağmen Mayın Yasağı Anlaşması’nın uygulanması aşamasında en zayıf alan olmuştur.
Binlerce kara mayını mağduru hala kendilerini topluma karışmaktan alıkoyan fiziksel, psikolojik, ekonomik, sosyal ve yasal engellerle karşı karşıyadır.
Cartagena Zirvesi, mağdurların ihtiyaçlarına dikkat çekildiğinden emin olmak ve böylece önümüzdeki beş yılda topluma tam olarak katılabilmelerini sağlamak için mağdur haklarını duyurma açısından önemli bir fırsat sundu.
BİZ, TÜM DÜNYA MAĞDURLARI:
1. Cartagena Zirvesi’nin, uygun desteği sağlama yükümlülükleriyle ilgili adımlarını hızlandırmaları yönünde Taraf Devletlere yeniden enerji verecek güçlü bir Cartagena Eylem Planı’nı kabul ederek kara mayını mağdurlarının yaşamlarında gerekli değişimleri gerçekleştirmesini umuyoruz.
2.Engelli Hakları Konvansiyonu ve Misket Bombaları Konvansiyonu’nun düzgün bir şekilde uygulanmasıyla, mağdur ve engellilerin haklarını tanıtacağına ve ihtiyaçlarına dikkat çekeceğine inanıyoruz.
3.Kurban desteğinin, daha geniş gelişim programlarında, kapsamlı ulusal politikalar içerisinde ve eylem planlarında yer aldığı takdirde daha etkili olacağını biliyoruz.
4.Zirve’ye katılanların açıklamalarını değerli buluyor ve bu açıklamaların önümüzdeki beş yılda eyleme dönüşmesini bekliyoruz.
5.Mağdurların ve özellikle uzak bölgelerde yaşayanların aşırı yoksullukla karşı karşıya olmaları ve ihtiyaç duydukları hizmetlere erişememeleriyle ilgili endişelerimizi dile getiriyoruz.
6.Taraf Devletlerin ekonomik katılımı temin etmeleri yönünde tedbirler almanın öneminin farkındayız ve Kurban Desteğinin bu hayati parçasının geçmişte sık sık göz ardı edildiğini biliyoruz.
7.Etkilenmiş devletlerin çoğunda, mağdurların katılımına ve güçlenmesine önemli ölçüde zarar veren erişim yetersizliğine ve psiko-sosyal destek hizmetlerindeki boşluklara dikkat çekiyoruz.
Cartagena Eylem Planı önümüzdeki beş yılın en önemli belgesidir. Taraf Devletler, özellikle etkilenmiş Devletler, kara mayını kurbanlarının ve engellilerin yaşamlarında gerçek ve kalıcı bir etki yaratmak için eylemlerin somut olarak tamamen uygulandıklarından emin olmak zorundadır.
DEVLETLERE VE ÖZELLİKLE ETKİLENMİŞ DEVLETLERE AŞAĞIDAKİ ÖNCELİKLERE ODAKLANMALARI ÇAĞRISINDA BULUNUYORUZ:
1.Ülkenizdeki tüm kara mayını mağdurlarının ihtiyaç duydukları hizmetlere tam olarak erişmelerini sağlamak üzere gereken tüm acil eylemlerin gerçekleştirilmesi.
2.Hayatın bütün alanlarında kara mayını mağdurlarına ayrımcılık yapılmadığından emin olmak için gereken tüm tedbirlerin alınması.
3.Kara mayını mağdurlarının kurban desteğinin tüm alanlarına gerçek olarak katılımlarının sağlanması.
4.Kara mayını mağdurlarının ekonomik ihtiyaçlarının ve haklarının gelişim programlarının öncelikleri arasına alınması. Özellikle, iş bulma ve serbest çalışma fırsatlarının ulusal kurban desteği ortaklarınca belirlenen yıllık bir yüzde oranında artmasını sağlamak ve gelir üretme programlarının ihtiyaca göre tüm kara mayını mağdurları ve engellileri kapsayacak şekilde genişlemesini sağlamak.
5.Protez, ortopedi ve hareketi sağlayan diğer cihazlar da dahil olmak üzere fiziksel rehabilitasyon hizmetlerinin kalitesinin geliştirilmesi ve özellikle uzak bölgeleri de göz önüne alarak etkilenmiş topluluklara mümkün olduğunca yakın yerlerde bu hizmetlerin artırılması.
6.Kara mayını mağdurlarını ve engellileri topluma katılmaktan alıkoyan fiziksel, toplumsal ve yaklaşımsal engellerin ortadan kaldırılması. Bu kamu binalarının, yolların, sosyal alanların, hizmetlerin ve bilgilerin erişilebilir kılmak, başka bir deyişle, kullanılabilir, karşılanabilir ve uygun olmasını sağlamak anlamına gelir.
7.Tüm kara mayını mağdurlarının düzgün eğitim ve iş eğitimi alabilmesi için kapsayıcı eğitim sağlanması. Bu, okulların ve eğitim merkezlerinin fiziksel ve coğrafi olarak erişilebilir olması gerektiği anlamına gelir. Ayrıca Devletlerin öğretmen ve eğitmenlere engelli hakları ve kapsamlı öğretme becerileri hakkında uygun kaynakları sağlaması gerekir.
8.Etkilenmiş Devletler, yıllara yayılan psiko-sosyal ve akran desteği hizmetlerinin ihtiyaç olduğu şekilde tüm kara mağdurlar için karşılanabilir ve erişilebilir olmasını garanti etmeli ve akran desteğini var olan sağlık ve rehabilitasyon hizmetlerinde tüm kara mayını mağdurları için dahil etmelidir.
9.Henüz yapılmamışsa ulusal kanun ve politikaların Mayın Yasağı Anlaşması’nın yükümlülüklerine uygun şekilde ve Engelli Hakları Konvansiyonu’nda belirtilen hakka dayalı standart temelinde uyarlanması ve makul bir zaman çizelgesi içerisinde etkili bir şekilde yürürlüğe girmesinin sağlanması.
10.Ulusal Kurban Desteği veya Engellilikle ilgili Eylem Planı’nın, Cartagena Eylem Planı’na uygun olarak kara mayını mağdurları ve engelli ortaklarıyla yakın ilişki kurarak gözden geçirilmesi, güncellenmesi ve uygulanması.
11.Etkilenmiş Devletler ve donörler, Engelli Kuruluşları da dahil ulusal enstitülerin kapasite oluşturmalarını, eğitimlerle, değişim programlarıyla ve iyeliği arttırmak ve hizmetleri sürdürmek için uygun teknik ve finansal kaynakların provizyonuyla öncelikleri arasına almak zorundadır.
12.Ülkede Kurban Desteği programlarını koordine etmek üzere bir merkezin atanması.
13.Tüm Kurban Desteği programlarının düzenli bir şekilde izlendiğinden emin olmak ve hem kazanılan başarılarla hem de karşılaşılan güçlüklerle ilgili Taraf Devletlere ve tüm ulusal ortaklara rapor verilmesi.
14.Etkilenmiş Devletler uzun vadeli ulusal kurban desteği fonlarına katkıda bulunmayı düşünmelidir. Örneğin: kurban desteğine ulusal yıllık bir gelir yüzdesi aktararak. Donör ülkelerin kurban desteği faaliyetleri için yıllara uzanan sürdürülebilir bir fon artışı gerçekleştirmeleri gerekir.
15. MBT, CCM ve CRPD’yi uygularken çalışmalarınızın Kara Mayını Mağdurları ve Engelliler’in haklarını koruyacak ve geliştirecek şekilde uyumlulaştırılması, boşlukların doldurulması ve yinelemelerin engellenmesi.
16. Taraf olmayan devletlerin MBT, CRPD ve CCM’yi daha fazla gecikmeden onaylamaları gerekir.
BİZ, TÜM DÜNYA MAĞDURLARI VE ENGELLİLERİ:
1.Kurban desteğini geliştirmek ve Mağdurların ve engellilerin haklarını geliştirmek amacıyla ilk elden sahip olduğumuz bilgileri paylaşmaya,
2.Planlama, uygulama ve MBT’nin ve diğer ilgili konvansiyonların izlenmesi sürecine katılmaya,
3.Kara mayını mağdurlarına, ailelerine ve engellilere hizmet ve akran desteği sağlanmasına katkıda bulunmak üzere kuruluşlarımız aracılığıyla çalışmaya,
4.MBT, CCM ve CPRD’ye katılmamış devletleri en kısa zamanda katılmaya ikna etme çabalarımıza devam etmeye kararlıyız.
Söz değil, eylem
Mayın Yasağı Eylemcileri Kara Mayınları Hakkında Dünya Zirvesi’nde Hükümetlerden Somut Eylem Talep Ediyor
Cartagena, 30 Kasım 2009— Dünyanın her yerinden, aralarında üst düzey hükümet temsilcileri ve liderlerin de yer aldığı binin üzerinde aktivist, mayın eylemcisi, gelişim uzmanı ve hükümet temsilcisi bu hafta Mayınsız Bir Dünya için Cartagena Zirvesi’nde bir araya geliyor. 29 Kasım – 4 Aralık 2009 tarihleri arasında gerçekleştirilen ve Mayın Yasağı Anlaşması’nın İkinci Gözden Geçirme Konferansı olan Cartagena Zirvesi’nin amacı, kaydedilen gelişmelerin değerlendirilmesi ve mayınsız bir dünya vizyonunun tam anlamıyla gerçekleştirilmesi yönünde gereken eylemlerin tespit edilmesidir.
Dünyanın tüm bölgelerini temsil eden 400 kişilik güçlü bir delegasyona sahip Uluslararası Kara Mayınlarını Yasaklama Kampanyası (ICBL); kurban desteği, mayın temizliği ve stok imhası son tarihlerine riayet şeklinde belirlenen ortak hedeflere ulaşmak amacıyla, hükümetlere vaatlerin ve destek açıklamalarının ötesine geçerek somut, tarihi kesinleştirilmiş eylemlerde bulunma kararlılıklarını ortaya koymaları çağrısında bulunuyor.
ICBL Delegasyon Başkanı Steve Goose konuyla ilgili şu açıklamada bulundu: ‘Mayın Yasağı Anlaşması, geçtiğimiz on yılda anti personel mayınların neden olduğu insani acıları hafifletmek ve yeni acıların yaşanmasını engellemek açısından çok önemli ve somut ilerlemeler kaydetti. Bu silahın kullanımına küresel olarak neredeyse son verilirken, stoklarda bulunan on milyonlarca mayının imhası sağlandı; mayın temizliğinde muazzam bir ilerleme kaydedildi, risk eğitimi ve kurban desteği programları gerçekleştirildi. Bu başarı, büyük ölçüde hükümetler ve sivil toplum arasında devam etmekte olan işbirliğine bağlıdır. Mayın Yasağı Anlaşması’nın daha fazla güçlükler içeren bir sonraki safhasında bu ortaklığın her zamankinden daha büyük bir kararlılıkla yeniden onaylanması gerekir.
Geçen on yıllık dönemde vaka sayısında hızlı bir düşüş görülmüş olsa da finansman sağlama ve hizmet şartları açısından kurban desteği alanında pek az ilerleme kaydedildi. Yüz binlerce kişi acilen daha fazla veya daha iyi desteğe ihtiyaç duyuyor.
ICBL Büyükelçisi ve Kamboçya mağduru Tun Channareth konuyla ilgili şunları dile getirdi: ‘Geçtiğimiz on yılda biz mağdurlar, kendimiz ve diğer mağdurlar adına çok şey başardık. Hükümetlerden daha fazla eylem bekliyoruz, ancak bizler dilenci değiliz. Mayın temizliği, risk eğitimi, mağdurlar için rehabilitasyon ve ekonomik katılım sağlama açısından somut kararlılıklar herkesin çıkarına olacaktır, zira barışı, güvenliği ve refahı getirecek unsurlar bunlardır.’
1999 yılından bu yana 2.2 milyondan fazla antipersonel mayın temizlenmiş olsa da mayın temizliğinde anlaşma tarafından belirlenmiş olan 10 yıllık son tarihlerin kaçırılmış olması ürkütücü bir güçlüktür. ICBL Anlaşma Uygulama Yöneticisi Tamar Gabelnick şunları ifade etti: ‘2009 yılında mayın temizliğini tamamlamış olması gereken 15 Taraf Devlet, geçen sene ek süre talebinde bulundu ve bu hafta dört devlet daha uzatma talebinde bulunacak. Bu zirvede hükümetlerin mayın temizliği son tarihlerine uymaları ve kaynak gereksinimi olan etkilenmiş devletlere kaynak tahsis edilmesini sağlamak üzere politik ve finansal olarak kararlılık göstermeleri gerekir.’
Dünya ülkelerinin yüzde sekseni Mayın Yasağı Anlaşması’na taraftır; aralarında Çin, Hindistan, Pakistan, Rusya ve ABD’nin de yer aldığı 39 devlet henüz anlaşmaya dahil olmadı. Ancak bu ülkelerin büyük çoğunluğu mayın kullanımı, ticareti, üretimi gibi başlıca anlaşma şartlarına riayet etmektedir. Geçen yillarda antipersonel mayın kullanan sadece iki ülke bulunmaktadır: Myanmar ve Rusya. Bunların yanı sıra, yaklaşık yedi ülkede antipersonel mayın kullanan devlet dışı silahlı gruplar bulunmaktadır.
ICBL Başkanı Sylvie Brigot konuyla ilgili şu açıklamada bulundu: ’10 yıldan kısa bir süre içinde antipersonel mayınlar tüm dünyada ve anlaşma dışında kalan ülkeler tarafından dahi kabul edilemez silahlar olarak benimsendi. Bunu, Cartagena Zirvesi’ne katılan taraf olmayan devletlerin artan desteğinden de anlamak mümkündür. Böylece bizler, mayınsız bir dünyanın mümkün olduğunu bir kere daha onaylıyoruz.’
LM 2009 RAPORU AÇIKLANDI
Yapılacak Çok Şey Var
Landmine 2009 Raporu-Mayınsız Bir Dünyaya Doğru, Uluslararası Kara Mayınlarının Yasaklanması Kampanyası tarafından 12 Kasım'da Birleşmiş Milletler’de; İstanbul'da da Mayınsız Bir Türkiye Girişimi, İstanbul Tabipler Odası, Türkiye Sakatlar Derneği ve SODEV'in düzenlediği basın toplantısı ile kamuooyuna açıklandı.
LM 2009 Raporu, Ottawa Sözleşmesi’nin yürürlüğe girdiği 1999 yılından bu güne 10 yıllık gelişmeyi gözden geçiren özel bir rapor içermektedir.
Raporun, Ottawa Sözleşmesi’nin son 10 yılda yarattığı etkinin gözden geçirileceği, değerlendirileceği ve yapılması gerekenlerin planlanacağı 2. Gözden Geçirme Konferansı öncesi yayınlanması; ülke liderlerine, anlaşma metninde ortaya konan amaca ulaşmak için daha fazla çaba göstermeleri için yapılan bir çağrı niteliği de taşımaktadır.
Anti-personel mayınlarının küresel kullanımında, üretiminde ve ticaretinde ciddi düşüşler yaşandı: • Myanmar ve Rusya, yakın zamanda anti-personel mayını kullanmaya devam eden son iki ülke.
• 38 ülke resmi olarak üretimi durdururken, sadece 13 ülke potansiyel üretici konumunda kaldı.
• 1999 yılından bu yana, devletlerarası doğrulanmış ticaret bulunmamaktadır.
• Devlet dışı silahlı grublar 2001 yılında, 19 ülkede mayın kullanılırken, bu sayı 2008 yılında 7’ye düştü.
Milyonlarca mayın imha edildi, binlerce kilometre kare alan temizlendi: • 1999 yılında bu yana, 2.2 milyon anti-personel mayını, 250 bin zırhlı araç mayını ve 17 milyon savaştan kalan patlayıcı imha edildi.
• 1999 yılında bu yana, 3200 km2 alan mayın ve savaştan kalan patlayıcılardan temizlendi. 2008 yılında 160km2 kadar bir alan temizlenerek, bugüne kadar ki en yüksek yıllık temizleme oranına ulaşıldı.
• 2009 yılında Tunus, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getiren 11’inci ülke olurken; Lübnan, Nepal ve Sri Lanka gibi taraf olmayan ülkelerde de önemli mayın temizleme operasyonları gerçekleştirildi/gerçekleştiriliyor.
• Son 10 yılda, taraf ülkelerin 86’sı stoklarındaki 44 milyon anti-personel mayınını imha etti. 2008-2009 döneminde, Etiyopya, Endonezya ve Kuveyt de stoklarındaki mayınları tamamen imha eden ülkelere katıldı.
Kurbanların sayısında azalma görüldü: • Yıllık kurban sayısı 2008 yılında resmi rakamlara göre 5197’ye düştü.
Rapor, 10 yıldır yürürlülükte olan 1997 Kara Mayınları Sözleşmesi sayesinde anti-personel mayınlarının ortadan kaldırılması yönünde büyük ilerleme kaydedildiğini, ancak daha yapılacak çok şey olduğunu gösteriyor.
• 39 ülke halen resmi olarak Ottawa Sözleşmesi’ne taraf değil. Bu ülkelerin arasında Çin, Hindistan, Pakistan, Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri de bulunuyor.
• 2009’a kadar mühlet verilen 15 ülke, 10 yıllık erteleme daha aldılar. 2009-2010’a kadar mühlet verilen 4 taraf ülkenin erteleme talebi ise sözleşmenin 2. Gözden Geçirme Konferansı’nda ele alınacak.
• 3 ülke -Beyaz Rusya, Yunanistan ve Türkiye- 2008 yılına kadar kendilerine verilen sürede stoklarındaki mayınların imhasını gerçekleştirmediler. Her üç ülke de Kasım 2009 itibariyle halen anlaşmayı ciddi şekilde ihlal etmeye devam ediyorlar.
• Her ne kadar kurban sayısında son 10 yılda büyük düşüş yaşansa da, toplam sayı halen çok yüksek. 1999-2008 yılları arasında Landmine Monitor 199 ülke ve bölgede 73, 576 kurban tespit etti. Bazı ülkelerde veri toplama sağlıklı yapılamadığından, gerçek sayı muhtemelen çok daha yüksektir.
• Son 10 yılda, kurbanlara yardım konusunda istenen düzeyde gelişme sağlanmadı. 100 binlerce insanın daha fazla ve daha kaliteli yardıma hemen şu anda ihtiyacı var.
TÜRKİYE
Ottawa Sözleşmesi’nin 5. yılındayız ama Sözleşme’yi daha dün imzalamış gibi davranıyoruz.
Türkiye, Ottawa Sözleşmesi’nin yükümlülüklerini yerine getirmekte ne yazık ki gelişme göstermedi:
• Türkiye 2009’da, 817 bin 312’si antipersonel mayını, 164 bin 466’sı zırhlı araç mayını olmak üzere, toplam 981 bin 778 mayının döşenmiş halde bulunduğunu rapor etti.
• 2007 ve 2008 raporlarının karşılaştırmasından ortaya çıkan sonuca göre Türkiye toprağa döşeli mayınlardan 9 yüz 99’unu imha etti.
* Türkiye’de mayın temizliği konusunda en önemli gelişme, 2008 Mayıs’ında TBMM’de kabul edilen Türkiye-Suriye sınırındaki mayınların temizliği ile ilgili yasadır. Ancak, bu yasa; genel mayın temizliğine, insanların yaşamlarının güvence altına alınmasına ve var olan mayın kurbanlarının ihtiyaçlarının giderilmesine ilişkin hiç bir düzenleme getirmemektedir.
• Türkiye, 26 Ağustos 2009’a kadarki süreçte, stoklarındaki 2 milyon 950 bin 848 mayından 1 milyon 765 bin 779 mayını imha etti. Türkiye’nin stoklarında imha edilecek 1 milyon195 bin 069 adet mayın bulunuyor ve Türkiye bu mayınların imhası ile ilgili son tarih vermedi.
• Türkiye, stoklarındaki mayınları Sözleşme’de belirtilen 1 Mart 2008 tarihine kadar imha etmeyerek Sözleşmeyi ihlal etti ve hala da ediyor.
• Türkiye, araştırma ve eğitim amacıyla elinde tuttuğu 16 bin mayının 875’ini kullandı. Türkiye, eğitim amacıyla elinde bu kadar yüksek sayıda mayın bulunduran tek ülke. (Genel eğilim 500-1000 arasında.)
• Türkiye, tüm mayınlı arazilerin uluslararası standartlara uygun bir şekilde çitle çevrildiğini ve açıkça işaretlendiğini bildirdi. Fakat yerel otoriteler ve sivil toplum örgütleri tarafından özellikle dağlık alanlarda işaretlenmemiş çitsiz alanlar olduğu ve özellikle çocukların hayvanları gütmek için bu alanlara gittikleri rapor edildi.
• Mayınlı arazilerin yakınında yaşayan kırsal nüfusun en yüksek risk grubunda olduğu ve acil bir risk eğitimine ihtiyaç duyduğu belirtildi.
• Türkiye’deki mayın risk eğitimi, 2008'de de, önceki yıllarda olduğu gibi oldukça sınırlı ve yetersizdi.
• Türkiye’de mayın kurbanlarına ilişkin geniş kapsamlı bir veri toplama sistemi bulunmamaktadır.
• 2008'de toplanan medya raporlarının Landmine Monitor tarafından yapılan analizinde; mayınlar, SKP’ler, kurban tarafından aktive edilen IED’ler sonucu 29'u ölü 71'i yaralı olmak üzere en az 100 yeni kayıp verildiği belirlendi.
• 2009 yılında da, 29 Haziran 2009 itibariyle, kurban tarafından aktive edilen aygıtlar nedeniyle (27’si ölü 21’i yaralı olmak üzere) 48 yeni kurban verildi.
• Mevcut tesisler de engellilerin ihtiyaçlarını karşılamak için yetersizdir. Ayrıca fiziksel ve finansal sorunlar nedeniyle bu imkanlara ulaşmanın önünde de engeller bulunmaktadır.
Son 5 yıla bakınca görünen o ki, daha katetmemiz gereken uzun bir yol, halletmemiz gereken pek çok sorun var. Ortaya çıkan tablo, ne yazık ki iç açıcı değil.
Stokların imhası
Tamamlanamadı
Toprağa döşeli mayınların temizliği
Başlatılamadı
Mayınlı alanların işaretlenmesi
Yetersiz
Halkın uyarılması, eğitilmesi
Bilgi yok
Mayın/UXO vakaları
Azalma yok
Kurbanlara yardım
Yetersiz
Türkiye hemen;
1- Stoklardaki mayınların imhasına ilişkin bir tarih vermeli.
2- 2014 yılına kadarki toprağa döşeli mayınların temizlenmesine ilişkin program ve takvimini açıklamalı.
3- Mayın kurbanları ve ihtiyaçları için bir araştırma başlatmalı.
4- Mayınlı alanlarda yaşayan halka, mayınlar konusunda mayın risk eğitimi vermeli.
5- Mayın kurbanlarının topluma yeniden kazandırılmasına yönelik programlar oluşturmalı.
Burada, TBMM’de bulunan milletvekillerine, yerel yöneticilere, sivil toplum kuruluşlarına ve medyaya büyük sorumluluklar düşüyor.
Bizler, “mayınsız bir Türkiye’nin kesinlikle mümkün” olduğuna inanıyoruz.
Hep birlikte mayınsız bir Türkiye’yi ve mayınsız bir Dünyayı gerçekleştirebiliriz.
Mayınsız Bir Türkiye Girişimi, İstanbul Tabip Odası, Türkiye Sakatlar Derneği, SODEV
ANTİ PERSONEL MAYINLARIN KULLANIMINI, STOKLANMASINI, ÜRETİMİNİ VE NAKLİNİ YASAKLAMA VE ANTİ PERSONEL MAYIN İMHASI SÖZLEŞMESİ
TÜRKİYE
BİRİNCİ GÖZDEN GEÇİRME KONFERANSI
18 EKİM 2009 DİYARBAKIR
SONUÇ BİLDİRGESİ
18 Ekim 2009 tarihinde Diyarbakır’da yapılan ve Diyarbakır Barosu, İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Yerel Gündem-21 ve Mayınsız Bir Türkiye Girişimi’nin düzenlediği; ANTİ-PERSONEL MAYINLARIN KULLANIMININ, DEPOLANMASININ, ÜRETİMİNİN VE DEVREDİLMESİNİN YASAKLANMASI VE BUNLARIN İMHASI İLE İLGİLİ SÖZLEŞME” sinin (Ottawa Sözleşmesi)
Türkiye 1.Gözden Geçirme Konferası’nda;
Ottawa Sözleşmesi’nin yürürlüğe girdiği 1 Mart 1999 tarihinden itibaren 40 Devletin sözleşmeye taraf olmasına rağmen 2009 yılında taraf olan devlet sayısının 156 ‘ya ulaşmasının umut verici olduğu kaydedilerek,
Son on yıl içinde (1999-2009) binlerce metre kare arazinin mayından temizlenmesi ve verimli şekilde yeniden kullanıma açılmasının, stoklanmış milyonlarca mayının imha edilerek bunların bir daha asla toprağa döşenmemesinin sağlanması,
Mayın olduğu bilinen ya da mayın olduğundan şüphe edilen alanlarda yaşayan milyonlarca insanın, mayın ve diğer patlamamış mühimmatın oluşturduğu risklere karşı eğitilmiş olması,
Binlerce kara mayını mağdurunun topluma yeniden kazandırılması, diğer yandan mayın temizliği ve risk eğitimi programlarının etkin biçimde uygulanarak yeni kara mayını kurbanlarının olmaması için gösterilen çabanın sonucunda mağdur sayısının düzenli olarak azalmasının memnuniyet verici olduğu,
Ancak mayınsız bir dünyaya yaratabilmek için hala pek çok güçlük bulunduğunun ve bunların mutlaka aşılmasının gerekli olduğunun farkında olarak,
Bir çok ülkede kara mayını mağdurlarının yaşamında gerçek ve kalıcı değişimlerinin sağlanamamasından duyulan endişe ve üzüntünün yerine gerçek ve kalıcı bir değişimin sağlanmasının şart olduğunun bilincinde olarak,
Mayınsız Bir Dünya’nın yaratılabileceği bir kere daha kabul edilmiştir. Bu kabule göre toplanan Konferansta;
Mayınsız Bir Türkiye Gerçekleştirebilmek için,
Türkiye’nin karamayınlarının neden olduğu ölümlerin önlenmesi, yaşanan acıların sona erdirilmesi ve yaraların sarılması, bu nedenle kayıpların durması ve acıların yeniden yaşanmaması amacıyla 23 Eylül 2003 tarihinde Ottawa Sözleşmesi’ni imzalamasını ve 1 Mart 2004 tarihinden itibaren de yükümlülüklerini yerine getirmeye başlamasını çok önemli bir adım olarak görüyor ve bu Kongre nedeniyle bir kere daha teyid ediyoruz.
Ancak sadece Sözleşmenin imzalanmasının tek başına yeterli olmadığını ve asıl Sözleşmede yazılı tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesinin her Devletin olduğu gibi Türkiye’nin de başlıca görevi olduğunu,
Türkiye’de, anti personel mayınlar ve patlamamış mühimmat nedeniyle ölenlerin, sakat kalanların sayısının gün geçtikçe artacağı endişesinden dolayı; binlerce çocuk, kadın, erkek ve onurlu bir yaşam hakkına sahip olan insanlar ve tüm mağdurlar adına ciddi kaygılarımız bulunduğunu özellikle hatırlatıyor ve Türkiye’nin Sözleşme koşullarını yerine getirmesinin görevi olduğu uyarımızı tekrarlıyoruz . 18 Ekim 2009 tarihinde Diyarbakır’da toplanan Konferans aşağıdaki uyarı ve hatırlatmaları görev saymaktadır:
Sözleşme kurallarına göre; Türkiye 2014 yılına kadar toprağa döşeli olduğu bilinen 981 bin 778 adet mayını ( 817 bin 312 adet antipersonel karamayını ve 164 bin anti tank mayını) temizlemekle yükümlü olmasına karşın; Türkiye’nin, mayın temizliğine ilişkin açıklanmış bir program ve takviminin bulunmaması büyük bir eksiklik olarak tespit edilmiştir.
Bu nedenle; mayın temizliği ile ilgili bir program oluşturulmalı ve 2014 yılına kadar toprağa döşeli tüm mayınlar temizlenmelidir.
Öncelikle; Türkiye, 2004 tarihinde stoklarında bulunan 2 milyon 973 bin 481 adet mayını, 1 Mart 2008 tarihine kadar imha etmekle yükümlü olmasına karşın, Sözleşme gereği stoklarındaki tüm mayınları imha etmemiş olduğundan, bu tutumu açıkça Sözleşmenin ihlali olarak değerlendirilecektir.
Sözleşme ihlalinin süreklilik kazanmasının önlenmesi için; Türkiye Sözleşme gereği taahhütlerini en kısa sürede yerine getirmeli, stoklarında bulunan mayınları imha etmeli ve son imha tarihini de açıklayarak yükümlülüklerini yerine getirmelidir.
Türkiye’nin eğitim amaçlı olarak elinde 16 bin mayın bulundurması nedeniyle Sözleşmeye taraf olan Devletlerin içinde en fazla mayın bulunduran ülke olması dikkat çekicidir. Bugün, Sözleşmeye taraf olan Devletler, eğitim amaçlı olsa dahi elinde mayın bulundurmadığından Türkiye’de, elinde bulundurduğu eğitim amaçlı mayın sayısını, genel eğilime göre bin, ya da bin beşyüz adet gibi makul bir sayıya indirmelidir.
Türkiye’nin sınırlarında bulunan mayınlara ait haritaların olduğu belirtilmekte ise de; özellikle sivil yerleşim birimlerindeki mayın olduğundan şüphe edilen, alanlarla ilgili belirsizlikler giderilememiş olup ayrıca haritalarının bulunmaması endişe vericidir.
Türkiye’nin bu belirsizliği en kısa sürede ortadan kaldırması ve mayın olduğu bilinen ya da mayın olduğundan şüphe edilen tüm alanları belirleyerek haritalarını çıkartması; Türkiye için hayati önem taşıyan bir görev olarak kabul edilmelidir. .
Mayın olduğu bilinen, mayın olduğundan şüphe edilen, özellikle olayların sık tekrarlandığı görülen sınırdan uzak iç bölgelerde, sivilleri korumaya yönelik işaretleme ve çitleme çalışmaları yetersizdir ve bazı alanlarda da benzeri hiçbir önlem bulunmamaktadır.
Bu tespitten hareketle; başta çocuklar olmak üzere sivillerin güvenliğinin sağlanması için derhal uluslararası stardartlarda önlemler alınmalıdır.
Mayınlı alanlarda yaşayan halkın, mayın ve patlamamış mühimmat konusunda uyarılması ve bilgilendirilmesine yönelik çalışmalar yapılmadığından; özellikle başta çocuklar olmak üzere, halka mayın risk eğitimi verilmeli; mayınlı alandaki ilköğretim okullarının ders programlarına, mayın ve patlamamış mühimmattan korunmaya yönelik dersler mutlaka konulmalıdır.
Türkiye’de mayın vakalarına ilişkin kapsamlı bir veri tabanı bulunmamaktadır. Bu nedenle mayın kurbanlarının sayısı ve ihtiyaçlarının ne olduğu net olarak bilinmemektedir.Mayın olaylarının kaydedilmesine ilişkin olarak, Sağlık Bakanlığı’nın belirttiği ‘Hastalıklar ve Onlarla İlgili Sağlık Sorunlarının Uluslar arası İstatistiklerle Sınıflandırılması: ICD-10A geçiş programı çalışması bir an önce başlatılmalıdır.
Konferansta tespit edilen en önemli konuların başında mağdurların, mağdur yakınlarının insan onurunun korunması için gösterilen çabaların yetersiz kaldığı gerçeğidir.
Yaşanan acılara son verilebilmesi, mağduriyetlerden kaynaklanan uzuv kaybı dahil maddi ve manevi üzüntülerinin giderilmesi, mayın kurbanlarının sosyal ve ekonomik olarak topluma yeniden kazandırılması, bakım ve rehabilitasyonlarının sağlanması amacıyla bir program bulunmadığı bu yetersizliklerin başlıca nedenlerinden sadece birisidir. Mayın kurbanlarının, mağduriyetlerinin giderilmesi, insan onurunun korunması, sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi hayata tam ve etkili bir şekilde katılmalarının sağlanabilmesi amacıyla;
a- Mayın mağdurlarının bakımı, düzenlenecek programlar, eğitimler, acil tıbbi bakım için ihtiyaç duyulan malzemeler, mayın mağdurlarının acil tıbbi bakım için nakilleri, sürekli hastane bakımı ve hastane sonrası psikolojik ve tıbbi bakımlarının
b- Mayın mağdurlarının rehabiltasyonuna özel önem verilerek; bu amaçla programlar, eğitimler, fiziksel rehabilitasyon, fizik tedavi ve protez takılması gibi fiziksel rehabilitasyon hizmetleri, bu nedenle nakilleri ve bu alanlarda personel yetiştirilmesi,
c- Mayın mağdurlarının sosyal entegrasyonu (mağdurlarının kendileri ve/veya ailelerine psikolojik destek, engellilerin kurduğu örgütlere destek, danışma hizmetleri verme,sosyal hizmet uzmanları ve terapistler gibi ilgili personelin eğitimi)
d- Mayın mağdurlarının ekonomik entegrasyonu için destekleyici beceri geliştirme ve meslek edindirme eğitimi, kazanç getirici işler ve küçük işletme programları, Mayınsız alanlara, yerinden edilmiş kimselerin dönüş ve yerleşmelerinin
Sağlanması için programlar hazırlanmalı ve bir an önce uygulamaya geçilmelidir.
Sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi, diğer tüm çalışmaların yapılması ve çalışmaların sürekliliğinin sağlanması, hesap verilebilirlik ölçütlerinin yaşama geçirilmesi ve ilgili projelerin üretilmesi amacıyla Mayın Gözlem Komitesi ve Mayın Eylem Merkezi (MAC) kurulmalıdır.
Konferans katılımcıları olarak, sayılan hatırlatma ve uyarılarımızla “Mayınsız bir Türkiye” ve “Mayınsız Bir Dünya” için, Türkiye Cumhuriyeti Devletini Sözleşme yükümlülüklerini ivedilikle yerine getirmeye çağırıyoruz.
18 Ekim 2009 DİYARBAKIR
Diyarbakır Barosu, İnsan Hakları Derneği,
Mayın Yasağı Anlaşması Türkiye Birinci Gözden Geçirme Konferansı 18 Ekim 2009 Pazar günü Diyarbakır’da gerçekleştirildi. ICBL üyesi olan Mayınsız Bir Türkiye Girişimi, Diyarbakır Barosu, İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi ve Diyarbakır Yerel Gündem 21 ortaklığında gerçekleştirilen konferans, Türkiye’nin mayından etkilenen doğu ve güneydoğu bölgelerinde düzenlenen ilk konferans olma özelliğini taşıyor.
Konferansta konuşmacılar, anlaşmanın Türkiye için yürürlüğe girişinde bu yana kaydedilen ilerlemeyi ve halen yaşanan sorunlara dikkat çekti. Mayınsız bir Türkiye Girişimi Koordinatörü Muteber Öğreten, Türkiye’deki durumla ilgili bir sunum yaptı. Sunumda, uygulamanın hızlandırılması gereğini vurgulayan Öğreten, sivil mağdurların ihtiyaçlarının acilen giderilmesi gerektiğini belirtti.
Uluslararası Mayın Yasaklama Kampanyası Yöneticisi Sylvie Brigot, Mayın Yasağı Anlaşması’nın uluslar arası başarılarını ve sorunlarını anlattığı sunumundan sonra, ICBL’nin 30 Kasım haftasında Kolombiya’da gerçekleştirilecek olan Mayınsız Bir Dünya için Cartagena Zirvesi’nden (Mayın Yasağı Anlaşması İkinci Gözden Geçirme Toplantısı) neler beklediğini açıkladı.
ICBL Anlaşma Uygulama Yetkilisi Firoz Ali Alizada (Afganistanlı bir mayın mağduru) mağdurları, hakları için seslerini yükseltmeye; Mayın Yasağı Anlaşması’nca ve Türkiye’nin kısa bir süre önce imzaladığı Engelli Hakları Konvansiyonu’nca sağlanan fırsatları değerlendirmeye çağırdı.
Diğer konuşmacılardan Fikret İlkiz, Mayın Yasağı Anlaşması, İnsan Hakları Hukuku ve İnsancıl Hukuk arasındaki ilişkiyi ve engelli haklarını anlattı. Yardımcı Doçent Doktor Muhammet Can, mayın kurbanı çocuklar ile ilgili yaptıkları araştırmaya ilişkin sunumunda, mayın kurbanlarının bakım ve rehabilitasyonlarının yetersizliğine dikkat çekti.
Nesim Öner, Mehmet Öz, Adem Gülşen ve diğer mağdurlar, kişisel deneyimlerini paylaştıktan sonra karşılaştıkları bazı güçlüklerin hükümetin sorumsuzluğundan; okul yöneticilerinin ve işverenlerin ayrımcılığından; bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinin kısıtlılığından kaynaklandığını belirttiler.
Türkiye, anti-personel mayın stoklarını imha etmesi gereken son tarihi kaçırdığı 1 Mart 2008 gününden beri Mayın Yasağı Anlaşması’nı ihlal etmektedir. Konuşmacılar Türkiye’nin Cartagena Zirvesi’nde geri kalan anti-personel mayınların imhası için beklenen bir son tarih belirtmesi gerektiğini önerdi. Ayrıca Türkiye tarafından eğitim amaçlı elde bulundurulan anti personel mayın sayısının önemli ölçüde azaltılması gereği üzerinde duruldu. Türkiye şu anda eğitim ve araştırma için elinde 15.125 mayın bulundurduğunu belirtiyor ancak geçen sene bu amaçlar için yalnızca 25 mayın kullanıldı.
Suriye sınırında ve iç kesimlerde mayınlı olduğundan şüphelenilen diğer arazilerde mayın alanlarının nasıl temizleneceği sorunu henüz netliğe kavuşmuş değil. Konuşmacılar, tüm mayın kirliliği sorununun değerlendirilmesi gerektiğinin yanı sıra, temizliğin nasıl ve nerede yapılacağının da açıklanması gerekliliği üzerinde durdular. Ayrıca konferans katılımcıları, mayından etkilenmiş çoğu bölgede, mayın riski eğitiminin verilmediğini ve buralarda yaşayan insanların, mayın ve savaştan kalma patlayıcılar ve tehlikeli arazilerin konumlarıyla ilgili olarak uygun şekilde uyarılması gerektiğini belirttiler.
Vaka oranlarında gerileme olmadığı; yıllık olarak bildirilen sivil mayın ve ERW vakalarının sayısında 2004 yılından bu yana önemli gerileme görülmediği de kaydedildi. Konferans katılımcıları, hükümete sivil mayın ve ERW mağdurlarına uygun hizmet ve desteği sağlamak için elinden geleni yapma çağrısında bulundu.
Konferanstaki mağdurlar, başlarına gelen olayın ardından hayatlarının nasıl şekillendiği hakkında konuştular: Tüm açıklamalarda mağdurlar için sağlık, rehabilitasyon ve istihdam alanlarında çok az fırsat bulunduğu veya hiç bulunmadığı anlaşıldı. 2010 yılında Türkiye, anlaşmanın Kurban Desteği ve Sosyoekonomik Yeniden Entegrasyon alanında Daimi Komitesi eş başkanı olarak mayın mağdurlarına destek sağlamak üzere uluslararası çalışmalarda lider bir rol üstlenecek. Türkiye, eş başkanlık rolü ile, örnek olmalı ve kendi ulusal kurban desteği faaliyetlerini güçlendirmek için Cartagena Zirvesi’nde kabul edilecek kurban desteği eylem planını kullanmalıdır.
Genel olarak, konferans anlaşmanın uygulanmasını ve anti personel kara mayınlarının neden olduğu acıların son bulmasını sağlamak için, bir dizi alanda daha fazla adım atılması gerekliliğini ortaya koydu.
Devletler ve sivil toplum 30 Kasım – 4 Aralık 2009 tarihleri arasında Mayın Yasağı Anlaşması’nın (Ottawa Sözleşmesi) son on yılda yarattığı etkiyi gözden geçirmek, değerlendirmek ve yapılması gerekenleri planlamak için 30 Kasım – 4 Aralık 2009 tarihleri arasında Anlaşmanın 2. Gözden Geçirme Konferansı için Cartagena’da (Kolombiya) bir araya gelecekler.
Bizler de, 1 Mart 2004 tarihinden itibaren Anlaşma’ya Taraf Devlet olan Türkiye’nin son 5 yılını “Mayın Yasağı Anlaşması I.Ulusal Gözden Geçirme Konferansı’nda değerlendireceğiz.
Mayınsız Bir Dünya, Mayınsız Bir Türkiye’yi hepbirlikte yaratmak için sizleri de konferansa bekliyoruz.
Mayınsız Bir Dünya ve Türkiye dileğiyle,
Diyarbakır Barosu,
Diyarbakır Yerel Gündem21,
İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi,
Mayınsız Bir Türkiye Girişimi
Mayın Yasaklama Anlaşması'nın 10.yılı
MAYINSIZ BİR DÜNYA: GERÇEKLEŞTİREBİLİRİZ
ICBL (Uluslararası Mayın
Yasaklama Kampanyası)
23 Şubat ve 1 Mart haftasında
1 Mart Eylem Alarmı gerçekleştiriyor: Çıkış noktamız “Antipersonel mayınların yarattığı acıya ve ölüm/yaralanma olaylarına son vermek.”
Ortak hedefimiz, “mayınsız ve
misket bombasız bir dünya”dır ve
bu hedef gerçekleşinceye kadar
peşinden gitme kararlılığımızı bir kez daha ortaya koyacağız.
Geri dönüp son 10 yılda ne kadar yol kat ettiğimize bakınca “mayınsız bir dünya"nın kesinlikle mümkün olduğuna inanıyoruz.
Mayın Yasağı Anlaşması, 1 Mart 1999 tarihinde yürürlüğe girdi. Anlaşma, yürürlüğe girdiği tarihten bu yana, 10 yıl boyunca mayından etkilenmiş alanlarda yaşayan birey ve toplumların hayatında bir fark yarattı.
Geçen 10 yılda anlaşmaya dahil olan ülkelerin sayısı artmaya devam etti ve 1999 yılında 40 ülke iken 2009 yılında 156 ülkeye ulaşıldı. Taraf Devletler, geniş arazileri temizleyerek bu arazileri verimli bir şekilde yeniden kullanıma açtı; mayından etkilenmiş olan toplulukları antipersonel mayın ve diğer patlamamış mühimmatın oluşturduğu risklere karşı eğitti; karamayını mağdurlarına destek oldu ve haklarını korudu; stoklanmış milyonlarca mayını imha ederek bunların bir daha asla toprağa döşenmemesini sağladı. Bugün antipersonel mayın kullanımı, kuraldan ziyade istisnadır ve bu silahların ticaretine neredeyse son verilmiştir. Mayın temizleme ve risk eğitimi programları sayesinde yeni karamayını kurbanlarının sayısı düzenli olarak azalmıştır. Ancak mayınsız bir dünyaya giden yolda hala pek çok güçlük bulunmaktadır; bu güçlükler özellikle - sadece değil – bir düzine ülkede karamayını mağdurlarının hayatında gerçek ve kalıcı bir değişim yaratma alanında göze çarpmaktadır.
Anlaşmanın yeryüzünde son 10 yılda yarattığı etkiyi gözden geçirmek ve değerlendirmek ve yapılması gereken işleri planlamak için devletler, sivil toplum ve mayın yasağı topluluğunda yer alan tüm diğer ortaklar, 30 Kasım – 4 Aralık 2009 tarih aralığında Anlaşmanın 2. Gözden Geçirme Konferansı için Cartagena’da (Kolombiya) bir araya gelecekler.
Yeryüzü için çalışan anlaşmanın 10 yılına dikkat çekmek ve “Cartagena’ya giden yolu” açmak için ICBL 23 Şubat ve 1 Mart haftasında 1 Mart Eylem Alarmı gerçekleştiriyor; bazı etkinlikler Mart ayı boyunca devam edecek. Bu dönemde ICBL’nin dünya çapındaki kampanyaları ve eylemcileri etkinlikler düzenleyecek, mektuplar gönderecek, dünyanın dikkatini karamayınlarının korkunç etkilerine çekmek üzere medya çalışmaları gerçekleştirecek ve ülke liderlerini anlaşma metninde ortaya konan amaca ulaşmak için daha fazla çaba göstermeye davet edecek: Çıkış noktamız: “antipersonel mayınların yarattığı acıya ve ölüm/yaralanma olaylarına bir son vermek”.
Aynı zamanda tüm devletleri 3-4 Aralık 2008’de imzaya açılan yeni Misket Bombaları Konvansiyonu’nu imzalamaya ve yürürlüğe girmesi için bir an önce onaylamaya çağırıyoruz (30 onay gerekiyor).
Amacımız Cartagena’daki 2. Gözden Geçirme Konferansı’na güçlü bir bağlılıkla gitmektir; ortak hedefimiz, “mayınsız ve misket bombasız bir dünya”dır ve bu hedef gerçekleşinceye kadar peşinden gitme kararlılığımızı Cartagena’da bir kez daha ortaya koyacağız. Geri dönüp son 10 yılda ne kadar yol kat ettiğimize bakınca “mayınsız bir dünyanın kesinlikle mümkün” olduğuna inanıyoruz.