|
| MİSKET BOMBALARINA KARŞI KAMPANYA |
| |
|
|
|
|
Mayın Yasaklama Anlaşması'nın 10.yılı
MAYINSIZ BİR DÜNYA: GERÇEKLEŞTİREBİLİRİZ
|

|
ICBL (Uluslararası Mayın
Yasaklama Kampanyası)
23 Şubat ve 1 Mart haftasında
1 Mart Eylem Alarmı gerçekleştiriyor; çıkış noktamız: “antipersonel mayınların yarattığı acıya ve ölüm/yaralanma olaylarına son vermek”.
Ortak hedefimiz, “mayınsız ve
misket bombasız bir dünya”dır ve
bu hedef gerçekleşinceye kadar
peşinden gitme kararlılığımızı bir kez daha ortaya koyacağız.
Geri dönüp son 10 yılda ne kadar yol kat ettiğimize bakınca “mayınsız bir dünyanın kesinlikle mümkün” olduğuna inanıyoruz.
|
Mayın Yasağı Anlaşması, 1 Mart 1999 tarihinde yürürlüğe girdi. Anlaşma, yürürlüğe girdiği tarihten bu yana, 10 yıl boyunca mayından etkilenmiş alanlarda yaşayan birey ve toplumların hayatında bir fark yarattı.
Geçen 10 yılda anlaşmaya dahil olan ülkelerin sayısı artmaya devam etti ve 1999 yılında 40 ülke iken 2009 yılında 156 ülkeye ulaşıldı. Taraf Devletler, geniş arazileri temizleyerek bu arazileri verimli bir şekilde yeniden kullanıma açtı; mayından etkilenmiş olan toplulukları antipersonel mayın ve diğer patlamamış mühimmatın oluşturduğu risklere karşı eğitti; karamayını mağdurlarına destek oldu ve haklarını korudu; stoklanmış milyonlarca mayını imha ederek bunların bir daha asla toprağa döşenmemesini sağladı. Bugün antipersonel mayın kullanımı, kuraldan ziyade istisnadır ve bu silahların ticaretine neredeyse son verilmiştir. Mayın temizleme ve risk eğitimi programları sayesinde yeni karamayını kurbanlarının sayısı düzenli olarak azalmıştır. Ancak mayınsız bir dünyaya giden yolda hala pek çok güçlük bulunmaktadır; bu güçlükler özellikle - sadece değil – bir düzine ülkede karamayını mağdurlarının hayatında gerçek ve kalıcı bir değişim yaratma alanında göze çarpmaktadır.
Anlaşmanın yeryüzünde son 10 yılda yarattığı etkiyi gözden geçirmek ve değerlendirmek ve yapılması gereken işleri planlamak için devletler, sivil toplum ve mayın yasağı topluluğunda yer alan tüm diğer ortaklar, 30 Kasım – 4 Aralık 2009 tarih aralığında Anlaşmanın 2. Gözden Geçirme Konferansı için Cartagena’da (Kolombiya) bir araya gelecekler.
Yeryüzü için çalışan anlaşmanın 10 yılına dikkat çekmek ve “Cartagena’ya giden yolu” açmak için ICBL 23 Şubat ve 1 Mart haftasında 1 Mart Eylem Alarmı gerçekleştiriyor; bazı etkinlikler Mart ayı boyunca devam edecek. Bu dönemde ICBL’nin dünya çapındaki kampanyaları ve eylemcileri etkinlikler düzenleyecek, mektuplar gönderecek, dünyanın dikkatini karamayınlarının korkunç etkilerine çekmek üzere medya çalışmaları gerçekleştirecek ve ülke liderlerini anlaşma metninde ortaya konan amaca ulaşmak için daha fazla çaba göstermeye davet edecek: Çıkış noktamız: “antipersonel mayınların yarattığı acıya ve ölüm/yaralanma olaylarına bir son vermek”.
Aynı zamanda tüm devletleri 3-4 Aralık 2008’de imzaya açılan yeni Misket Bombaları Konvansiyonu’nu imzalamaya ve yürürlüğe girmesi için bir an önce onaylamaya çağırıyoruz (30 onay gerekiyor).
Amacımız Cartagena’daki 2. Gözden Geçirme Konferansı’na güçlü bir bağlılıkla gitmektir; ortak hedefimiz, “mayınsız ve misket bombasız bir dünya”dır ve bu hedef gerçekleşinceye kadar peşinden gitme kararlılığımızı Cartagena’da bir kez daha ortaya koyacağız. Geri dönüp son 10 yılda ne kadar yol kat ettiğimize bakınca “mayınsız bir dünyanın kesinlikle mümkün” olduğuna inanıyoruz.
MİSKET BOMBALARI YASAKLANDI
Tarihi anlaşma misket bombalarını yasaklıyor ve misket bombası kullanan ülkeleri kınıyor
Anlaşma, New York’ta imzaya açık olacak
Onaylama için geri sayım başlıyor
Oslo, 4 Aralık 2008 – Dünyanın çeşitli yerlerinden Oslo’ya gelen hükümetler bugün misket bombalarının kullanımını, üretimini, nakledilmesini ve stoklanmasını yasaklayan tarihi anlaşmanın imzalanmasını kutluyor. Misket Bombaları Konvansiyonu, kurbanlara ve çevrelerine destek sağlanması açısından bugüne kadar uluslararası hukukta kaydedilen en yüksek standardı temsil ediyor. Ayrıca Konvansiyon, uluslara sekiz yıl içinde tüm stoklarını imha etme ve on yıl içinde kirli arazilerini temizleme yükümlülüğü getiriyor. Antipersonel mayınları yasaklayan anlaşma gibi bu anlaşma da imza atmayan ülkelerin bu silahları bir kez daha kullanmasını güçleştirecek.
Misket Bombası Koalisyonu Koordinatörü Thomas Nash konuyla ilgili şu açıklamada bulundu: “Bu tarihi bir andır. Tüm dünya bir araya geldi ve bugün misket bombaları sonsuza dek yasaklandı. Bu harekete katılan herkesten bu konudaki motivasyon ve çabalarını sürdürmelerini bekliyoruz. 30 ülke ne kadar kısa zamanda anlaşmayı onaylarsa hayat kurtaracak olan bu çarpıcı başarı o kadar çabuk eyleme dönüşür.”
Anlaşmaya imza atanlar arasında düzinelerce kullanıcı, üretici ve stok sahibi ülkenin yanı sıra Lao PDR, Lübnan ve Afganistan gibi etkilenmiş devletler de yer alıyor. 26 NATO üyesinden 18’i anlaşmayı imzaladı; bu şekilde ABD’nin gelecekte misket bombası kullanmasına ciddi şekilde engel olunacak. Oslo’da imza atmayan diğer ülkelerse iki günlük konferansın etkisini hissediyor. Bu konferansta Brezilya Dışişleri Bakanı dün gerçekleştirilen meclis toplantısında hükümetin yakın gelecekte anlaşmayı imzalamalarına imkan verecek “durumları yeniden inceleyeceğini” söyledi.
CMC eş başkanı ve İnsan Hakları İzleme Örgütü Silah Bölümü Direktörü Steve Goose şu açıklamada bulundu: “Bu iki gün, misket bombalarının sonunun başlangıcına işaret ediyor, hiçbir ülke yoğun uluslararası kınamaya maruz kalmaksızın bir daha bu silahları kullanamayacaktır. İmza atmayanlar tarihin yanlış tarafında duruyor. 1997 Mayın Yasağı Anlaşması’nın da göstermiş olduğu gibi, anlaşmaya dahil olmayanlar bile yeni uluslararası standartlara uyum sağlama yükümlülüğüyle karşı karşıya kalacak.”
Oslo toplantısında üst düzey siyasi temsilcilerin yer alması da, anlaşmanın önemini ortaya koydu. Anlaşmayı imzalayan 45 Dışişleri, Savunma ve diğer devlet bakanlarının arasında Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner ve İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband da yer aldı. Geçtiğimiz on yılda en fazla misket bombası kullanan üçüncü ülkeyi temsil eden Miliband şunları söyledi: “Tüm ülkelerin Oslo’da bulunmayan ülkelere dünyanın değiştiğini anlatması gerekmektedir. Biz değiştik ve yeni bir biçim yaratıldı.” Kouchner, Obama’nın “evet yapabiliriz” sloganına atıfta bulunarak yeni başkanı anlaşmayı imzalamaya davet etti. Oslo’daki imza töreninde 94 ülke anlaşmayı imzaladı. İmza süreci, New York’ta devam edecek. Pek çok ülke gelecek haftalarda anlaşmayı imzalama vaadinde bulundu.
Kampanyacılar bu anlaşmanın en hızlı yürürlüğe giren anlaşma olmasını istiyor. Şimdiden dört ülke (Norveç, İrlanda, Sierra Leone ve Vatikan) Oslo’da imza attıktan hemen sonra anlaşmayı onayladı. Uluslararası bir anlaşmanın yürürlüğe girmesi için devletler tarafından onaylanması gerekmektedir. Onaylama, çoğu zaman parlamentonun onaylaması anlamına gelir.
Konferansın en dramatik anı, Afganistan’ın beklenmedik bir şekilde Oslo’da anlaşmayı imzalayacağını açıklaması oldu. Bu açıklama alkış tufanıyla karşılandı. Afganistan daha önce, hala yoğun bir savaş halinde olduğundan ötürü anlaşmayı imzalayamayacağını bildirmişti. ABD’nin Afganistan’a anlaşmayı imzalamaması yönünde baskı yaptığı biliniyor ancak misket bombası vakasından hayatta kalan, 17 yaşındaki Afgan Suraj Ghulam Habib de dahil olmak üzere Afgan kampanyacıları Oslo’da bulunan Afgan büyükelçisiyle, Başkan Karzai’den imza yetkisi alması için gece boyunca kulis yaptı.
Belçika’da Handicap International tarafından kurulan Yasak Savunucuları’nın kampanyasında yer alan Suraj Ghulam Habib şunları söyledi: “Afganistan’ın anlaşmayı imzalamasından büyük mutluluk duyuyoruz. Çarşamba sabahı ülkemin imzalamayacağını düşünüp üzüntüden ağlıyordum. Fakat Büyükelçimin anlaşmayı imzaladığını görünce mutluluktan ağladım.”
Başka bir olumlu gelişme de dünyanın en fazla etkilenmiş ülkesi olan Lao PDR’nin anlaşmanın zorunlu kıldığı ilk yıllık toplantıya ev sahipliği yapmayı önermesi oldu. Bu yıllık toplantıda devletler, anlaşmayı hayata geçirmek üzere yapı, mekanizma ve çalışma planlarıyla ilgili görüşecek ve kararlar verecek. Norveç Dışişleri Bakanı, devletlere Lao PDR’nin teklifini kabul etme çağrısında bulundu. Hükümetlerin gecikmeden anlaşmayı onaylamaları için şu anda yoğun bir kampanyaya hazırlanan CMC, Oslo’daki hükümetlere kampanyaya tam destek vermeleri çağrısında bulundu.
Norwegian People’s Aid’den Misket Bombaları Konvansiyonu (CMC) Eş Başkanı Grethe Østern şu açıklamada bulundu:Norveç bizi bu başarıya ulaştırarak çok önemli bir iş yaptı ancak Norveç’in aynı lider rolü burada son bulmamalı; bu anlaşmanın vaatlerinin yerini bulmasını sağlamak için bize ve hükümetlerdeki ve sivil toplumdaki ortaklarımıza yardım etmesi gerekmektedir. Siyasi arzuyu canlı tutmamız gerekiyor. Bu nedenle onaylamadan hemen sonra Lao PDR’de gerçekleştirilecek ilk yıllık toplantıyı iple çekiyoruz.”
Avusturya, Belçika, Almanya, Fransa, Norveç ve tek başına 30 milyon civarında misket bombasını imha etmesi gereken İngiltere de dahil olmak üzere bir grup devlet, imha çalışmalarına şimdiden başladıklarını açıkladı. İspanya 7 ay içinde imha sürecini tamamlayacağını bildirdi.
Bazı ülkeler yetersiz dokümantasyon nedeniyle anlaşmayı Oslo’da imzalayamayacaklarını açıkladı. Bu ülkelerin birkaç hafta içinde imza atması bekleniyor. Oslo’da imza atmayan ülkeler, anlaşmayı New York’ta imzalayabilecek. İmza süreci, anlaşma 30 ülke tarafından onaylanarak yürürlüğe girene kadar devam edecek. Bunun ardından anlaşma uluslararası hukukta bağlayıcı bir işlev kazanacak ve 10 yıl içinde tamamlanması gereken arazi temizliği ile 8 yıl içinde tamamlanması gereken stok imhası için geri sayım başlamış olacak.
Misket Bombaları Konvansiyonu’nu 3 ve 4 Aralık günlerinde Oslo’da imzalayan devletler şunlardır: Afganistan, Arnavutluk, Angola, Avustralya, Avusturya, Belçika, Benin, Bolivya, Bosna Hersek, Botswana, Bulgaristan, Burkina Faso, Burundi, Kanada, Cape Verde, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Şili, Kolombiya, Komor Adaları, Kongo Cumhuriyeti, Cook Adaları, Kosta Rika, Côte D`Ivoire, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Ekvador, El Salvador, Fiji, Fransa, Gambiya, Almanya, Gana, Guatemala, Gine, Gine Bisav, Vatikan, Honduras, Macaristan, İzlanda, Endonezya, İrlanda, İtalya, Japonya, Kenya, Lao PDR, Lübnan, Lesoto, Liberya, Liechtenstein, Litvanya, Lüksemburg, Madagaskar, Malawi, Mali, Malta, Meksika, Moldova Cumhuriyeti, Monako, Karadağ, Mozambik, Namibya, Nauru, Hollanda, Yeni Zelanda, Nikaragua, Nijer, Norveç, Palau, Panama, Paraguay, Peru, Filipinler, Portekiz, Ruanda, Samoa, San Marino, Sao Tomé ve Principe, Senegal, Sierra Leone, Slovenya, Somali, Güney Afrika, İspanya, İsveç, İsviçre, Makedonya, Togo, Uganda, Büyük Britanya Birleşik Krallığı ve Kuzey İrlanda, Birleşik Tanzanya Cumhuriyeti, Uruguay, Zambiya.
LM Mayınsız Bir Dünyaya Doğru 2008 Raporu açıklandı
LM 'Mayınsız Bir Dünyaya Doğru 2008 Raporu', dün Mayınsız Bir Türkiye Girişimi, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, Türkiye Sakatlar Derneği, SODEV, TSD, TTB-İstanbul Tabip Odası, İHD İstanbul Şubesi, Mazlumder İstanbul Şubesi ve Göçder'in katıldığı basın toplantısında açıklandı.
 |
Mayınsız Bir Dünyaya Doğru 2008 Raporu,
121 ülke ve bölgede yasak politikası,
mayından arındırma,
ölüm ve yaralanma vakaları,
risk eğitimi,
kurban desteği ve
mayın hareketine destek konularında,
Mayın Yasaklama Anlaşması’nı imzalayan devletler ile sivil toplum kuruluşlarının ülkelerdeki son durumlara ilişkin araştırma sonuçlarının zengin bilgilerini içeriyor.
|
Açıklamanın tam metni şöyle:
Mayınsız Bir Dünyaya Doğru 2008 Raporu, 121 ülke ve bölgede yasak politikası, mayından arındırma, ölüm ve yaralanma vakaları, risk eğitimi, kurban desteği ve mayın hareketine destek konularında, Mayın Yasaklama Anlaşması’nı imzalayan devletler ile sivil toplum kuruluşlarının ülkelerdeki son durumlara ilişkin araştırma sonuçlarının zengin bilgilerini içeriyor.
Sizlere raporu iki başlık altında sunacağız: Dünyadaki gelişmeler ve Türkiye’deki gelişmeler.
Dünyadaki gelişmeleri, Mayın Yasaklama Kampanyası’nın Türkiye’deki üyesi/destekçileri olarak, şu anda BM’de yapılan açıklamaya sadık kalarak özetleyeceğiz.
* Üç ülke kara mayınları stoklarını kendilerine verilen sürede imha etmeyerek Mayın Yasağı Anlaşması’nı ihlal etti: Türkiye, Yunanistan ve Belarus.
* Bir önceki Landmine Monitor raporunun yayınlanmasından bu yana Afganistan, Burundi ve Sudan stok imhalarını tamamladı ve 500.000 mayın imha edildi.
* Arazilerini temizlemek için 2009’a kadar süre verilen devletlerin üçte ikisi (15 devlet), yükümlülüklerini beklenen tarihlere kadar yerine getiremeyeceklerini açıklayarak ek süre talebinde bulundu.
* Mayıs 2007’den bu yana yetki ya da kontrolleri altındaki mayınlı arazileri antipersonel mayınlarından arındırma yükümlülüklerini yerine getirmiş olan ülkelerin sayısı 10’a yükseldi.
* Ancak 70’ten fazla ülkede ve uluslararası olarak tanınmayan 6 bölgede hala mayın bulunuyor.
* Sadece iki ülke hükümetinin ilk kez antipersonel mayın kullandığı belirlendi: Myanmar ve Rusya. Her iki ülke de Mayın Yasağı Anlaşması’nın dışında yer alıyor.
* Dokuz ülkede devlet dışı silahlı grupların mayın ve kurban tarafından harekete geçen patlayıcı kullandığı belirtildi; bu sayı bir önceki raporlama döneminde sekizdi.
* 2007 yılında, mayın/savaştan kalma patlayıcıların yol açtığı kayıtlı ölüm ya da yaralanma olaylarının, bir önceki yıla göre % 9 oranında azaldığı görüldü. Ancak yetersiz veri toplama nedeniyle bu sayının çok daha yüksek olduğu biliniyor. Hemen belirtmek gerekir ki; yüzbinlerce mayın ve savaştan kalma patlayıcı nedeniyle milyonlarca insan bu silahların yarattığı tehlikelerden ötürü tarlalarını sürememekte, okula gidememekte ya da temel gündelik aktivitelerini yerine getirememektedir. Ve önceki yıllarda olduğu gibi 2007 yılında da kaydedilen vakaların çoğu sivillerden ve bunların da yaklaşık yarısı çocuklardan oluşuyor.
* 2007-2008 döneminde Mayın/Savaştan Kalma Silahlar Üzerine Risk Eğitimi, 61 ülkede yaklaşık 8,4 milyon insana ulaştı; bu, Landmine Monitor tarafından kaydedilen en yüksek rakamdır.
* Ancak 2007 yılında kurban desteği büyük ölçüde yetersiz kaldı. Hizmetlere, özellikle de yaygın toplumsal rehabilitasyon (Community-based rehabilitation), akıl sağlığı ve ekonomik reentegrasyon programlarına erişim 2007’de de zayıf kaldı.
TÜRKİYE
Tükiye, Ottowa Sözleşmesi’ni 2003 yılında imzaladı ve 2004 yılında da Taraf Devlet oldu. Bunun anlamı şuydu: Türkiye 2008 yılı 1 Mart’ına kadar stoklarındaki mayınları imha edecek, 2014 yılına kadar da toprağa döşeli mayınları temizleyecek, kurbanlara yardım konusunda da gerekli adımları atacaktı.
Stokların imhası
Türkiye, ne yazık ki, şu anda stoklarındaki mayınların imhasını tamamlayamayan üç ülkeden birisidir. 2007 sonu itibariyle Türkiye’nin stoklarında 2 milyon 616 bin 770 mayın bulunuyor. 2008 yılının Haziran ayında Türkiye, Taraf Devletlere elinde kalan bütün mayınların fünyelerinin çıkarıldığını bildirdi. Bu mayınların imha süreci içinde atılmış önemli ve geri dönüşü olmayan bir adımdır. Ancak, imha sürecinin tamamlanmamış olması ve buna ilişkin bir tarihin verilmeyişi bu konudaki kaygılarımızı sona erdirmiyor.
Araştırma ve Eğitim için Elde Bulundurulan Mayınlar
Türkiye, son Madde 7 raporunda elinde eğitim ve geliştirme amaçlı olarak 15 bin 150 antipersonel mayın bulunduğunu söyledi. Bu, Temmuz 2008’e kadar elinde en çok eğitim ve araştırma amaçlı mayın bulunduran Taraf Devlet’in Türkiye olduğunu gösteriyor.
Toprağa döşeli mayınlar ve mayın temizliği
Türkiye, 2007 yılı sonu itibariyle topraklarında toplam 982 bin 777 mayın bulunduğunu, bunun 818 bin 220’sinin antipersonel mayın ve 164 bin 497’sinin araç patlatan mayın olduğunu bildirdi.
Burada, kimi zaman sınır kapılarının değişikliği nedeniyle yapılan mayın temizliğini, Ottowa Sözleşmesi’nin yükümlülükleri çerçevesinde yapılması gereken mayın temizliği olarak algılanamayacağını belirtmeliyiz. Örneğin; Türkiye-Suriye sınırında bulunan mayınların temizliği ile ilgili yasanın komisyonlarda onaylanması ve Meclise gönderilmesi gibi. Bu yasaya göre, Türkiye-Suriye sınırındaki mayınlar en geç 5 yıl içinde temizlenecek. Ancak diğer alanların temizlenmesi için Türkiye’nin nasıl bir plana sahip olduğu bilinmiyor.
Mayın Eylem Programı
2007 Kasım ayında Türkiye, Başbakanlık altında ulusal bir mayın eylem merkezi kurma yönündeki çabalarının devam ettiğini söylemişti. Bugün Türkiye’de hala bir mayın eylem otoritesi ya da mayın eylem merkezi bulunmuyor.
Mayın temizleme
Türkiye’nin son Madde 7 raporunda, 2007 yılında 389 mayının temizlendiği söyleniyor. Temizlenen yerler ve bölgeler belirtilmiyor.
Akçakale ve Nusaybin sınır kapılarının değişikliği nedeniyle toplam 207 bin 175 metrekarelik bir alan mayınlardan temizlendi. (Akçakale’de 7 bin 175 m2; Nusaybin’de 200,000m2 alan.)
Mayından etkilenen alanların işaretlenmesi ve etrafının çevirilmesi
Türkiye’nin Madde 7 raporları mayınlı alanların uluslararası ve NATO standartlarına uygun olarak işaretlendiği ve bu alanların etraflarının çevirildiği yönündedir. Fakat bu bilgilerin doğruluğu şüphelidir.
Karamayını/ERW/IED Kurbanları
Mayınsız Bir Türkiye Girişimi tarafından toplanan 2007’de medyada çıkan haberlerde mayın, ERW ve kurban tarafından harekete geçirilen IED’ler sonucunda 101 yeni kurbanın olduğu tespit edildi. Bunlardan 28’i yaşamını yitirdi, 73’ü ise yaralandı. Bunların 54’ü askeri personel, 36’sı sivil (24 yetişkin ve dokuz çocuk), 10’u köy korucusu ve bir tanesi güvenlik görevlisidir.
Mayınlar veya kurban tarafından patlatılan IED’ler sonucunda 93 ölü ve yaralı var ve bunlardan 35’i patlayıcının üzerine bastığı için öldü ya da yaralandı. ERW nedeniyle sekiz kişi zarar gördü; yedi çocuk oynarken ve bir yetişkin yakınından geçerken. 2006 yılında Mayınsız Bir Türkiye Girişimi tarafından bildirilen mayın/ERW/kurban tarafından harekete geçirilen patlayıcı sonucunda ölen ya da yaralanan sayısında artış olduğunu gösteriyor (18 ölü ve 55 yaralı).
Türkiye medyası bölgede yükselen çatışmaya odaklanıyor fakat patlayıcı maddelerin nasıl patlatıldığına değinmiyor ve genellikle uzaktan kumanda ile patlatılan IED’leri mayın olarak bildiriyor. Bu haberlerde, Mayınsız Bir Türkiye Girişimi, 2007’de, mayın patlası sonucu öldüğü ya da yaralandığı söylenen 199 kurban tespit etti (buna sekiz ERW kurbanı dahil değil) ve bunlardan 106’sının açıkça uzaktan kumandalı IED patlaması sonucunda olduğu söylenebilir.
Türkiye’nin 2007 Madde 7 Raporu 257 antipersonel mayın kurbanı olduğunu, 53’ünün ölü ve 204’ünün yaralı olduğunu bildirdi. Bu rakamlar uzaktan kumandalı aletleri de içeriyor gibi görünüyor, fakat bu aletler Mayın Yasaklama Anlaşması’ndaki antipersonel mayın tanımı çerçevesine girmiyor. Bunlardan kaçının sivil, kaçının köy korucusu ve kaçının asker olduğu belirtilmemiş.
2008’de ölü ve yaralılar bildirilmeye devam etti, Mayınsız Bir Türkiye Girişimi 1 Ağustos’a kadar en az 19 mayın veya kurban tarafından harekete geçirilen IED kurbanı (12 ölü ve yedi yaralı) tespit etti. Bunların altısı sivil, 13’ü askerdi. Medya haberlerinde, uzaktan kumanda ile patlatıldığı çok açık olan en az 18 tane daha karamayını kurbanı vardı.
Veri toplama
Türkiye’de kapsamlı bir veri toplama mekanizması yok. Hükümet yaralı ve ölü askerlerin kayıtlarını tutuyor ve sivil kurbanlar hakkında bazı bilgilere sahip gibi görünüyor. Mayınsız Bir Türkiye Girişimi, ulusal medya haberlerinden ve mayınlı alanlardaki ortak çalıştığı organizasyonlar yardımıyla kurbanların sayısı hakkında bilgi toplamaya çalışıyor.
Mayınsız Bir Türkiye Girişimi, 2006 yılından beri mayın, ERW, kurban tarafından harekete geçirilen ve uzaktan kumanda ile patlatılan patlayıcılar sonucunda ölen ve yaralananları ayrı ayrı sınıflandırmaya başladı. Fakat medyada çıkan haberler genellikle patlayıcının türü konusunda yeterli bilgi vermiyor. Mayınsız Bir Türkiye Girişimi yeterli maddi kaynağa sahip olamadığı için 2007-2008 yılında veri ve ihtiyaç tespiti projesini yürütemedi, dolayısıyla bunlar sadece bilinen rakamlar. 2006’da, Mayınsız Bir Türkiye Girişimi, Batman, Diyarbakır ve Mardin illerinde mayın ve ERW patlaması sonucunda 38 ölü ve 65 yaralı kaydetti.
2006’da Sağlık Bakanlığı, mayın/ERW kurbanlarının kayıtlarını tutmak için uluslararası yaralı gözetim sınıflandırmasını kullanmaya başladı. Fakat 2008’de, Sağlık Bakanlığı, bu sınıflandırmanın kullanılmasıyla ilgili herhangi bir belge ya da bilgiye sahip olmadığını söyledi.
Türkiye’deki toplam mayın kurbanı sayısı bilinmiyor.
Sakatlar konusunda yakın zamana ait kapsamlı bir istatistik yok ve 2007’deki nüfus sayımında sakatlara ilişkin sorular yok.
Karamayını/ERW Risk Eğitimi
Mayınsız Bir Türkiye Girişimi’ne göre, 2007 yılında, risk gruplarına verilen bir mayın risk eğitimi yok. Kurbanların ortaya çıktığı Mayın/ERW’den etkilenmiş bölgelerde yaşayanlar, çatışma bölgelerine geri dönen yerinden edilmiş insanlar ve mayınlı alanların uygun bir şekilde işaretlenip etrafının çevirilmediği yerlerde yaşayanlar mayın risk eğitimi almadılar.
Türkiye’nin Madde 7 raporundaki Form I, 2006 yılındaki Form I ile aynı ve bu maddede “Mayınlı alanların çevresinde yaşayanlar yerel yetkililer yoluyla uyarılırlar. Mayın konusunda farkındalığı artırmak için çeşitli faaliyetler devam ediyor” deniyor.
Suriye sınırındaki mayınlı alanların etrafındaki teller zarar görmüş durumda ve bazı alanlar işaretli değil. Bu bölgelere sürekli olarak çocuklar ve hayvanlar giriyor.
Kurbanlara Yardım
Türkiye’de mayın/ERW kurbanlarının ve diğer sakatların ulaşabileceği çok az kaynak var. Avrupa Komisyonu, 2007 için, “eğitim, sağlık, sosyal ve kamu hizmetlerine erişim konusunda sakatlar açısından hiçbir ilerleme yok” diyor.
Uygun acil servis araçları sadece şehirlerde var. Askeri yaralılar askeri hastanelere götürülüyorlar. Siviller genellikle daha büyük bir hastaneye götürülmeden önce yerel kliniğe götürülüyorlar; bazen doğrudan büyük şehirlerdeki hastanelere götürülüyorlar.
Türkiye’deki rehabilitasyon merkezleri yeterli değil.
Mayından etkilenmiş bölgelerde fiziksel destek sağlama kapasitesi çok sınırlı. Bir çok kurban bu hizmete ulaşamıyor ve destek ihtiyacı anlaşılmıyor.
Mayın/ERW/IED kurbanlarının en önemli sorunu işsizlik. Sakatların işsizlik oranı çok yüksek (2007 Haziran itibariyle %78). Kadın sakatların iş bulması ise cinsiyet ayrımcılığının da devreye girmesinden dolayı daha da zor. İş kotasına göre, kamu sektöründe çalışanlarının yüzde 4’ünün, özel sektörde ise yüzde 3’ünün sakat olması gerekiyor. Fakat her iki kota da tam olarak uygulanmıyor.
Mayın/ERW/IED kurbanları Mayıs 2008’e kadar 5233 sayılı Yasa’ya göre tazminat alabiliyorlar. Askeri kurbanlar emekli oluyorlar ve peşin para, emekli maaşı, sosyal haklar ve iş bulma konusunda yardım alıyorlar. Ayrıca askeri rehabilitasyon merkezlerinden ömür boyu faydalanabiliyorlar.
Türkiye’nin sakatlara yönelik çıkardığı 5378 sayılı Yasa ve bu yasayla ilgili düzenlemeleri henüz tam olarak uygulanmıyor ve izlenmiyor. Kamu binalarına giriş olanağı olmaması hala bir sorun ve mevzuattaki düzenleme henüz tam olarak uygulanmıyor. 2828 sayılı Yasa’ya göre, sakatlara bakanlar evde bakım hizmeti yardım almalılar, fakat Türkiye Sakatlar Derneği’nin temsilcisi bu paranın herkese ödenmediğini söyledi.
Sakatların sosyal yardım alma olanağı bu raporlama döneminde azaldı. 2007’de sakatlık için kriterlerin değişmesi daha az sayıda insanın yardım almasına ve yüzlercesinin haklarını kaybetmesine neden oldu. Sakat insanların yüzde 52’sinin sosyal güvenliği olmadığı ve bir tür sosyal güvenceye sahip olan sakatların yüzde 45’inin buna kendisi değil ailesi yoluyla sahip olduğu tahmin ediliyor.
30 Mart 2007’de, Türkiye BM’nin Sakat Hakları Sözleşmesi’ni imzaladı, fakat İsteğe Bağlı Protokolünü imzalamadı. 31 Temmuz 2008’e kadar Türkiye anlaşmayı onaylamadı. Haziran 2008’de “onaylama sürecinin devam etmekte olduğunu” bildirdi.
Türkiye’de, sakatların haklarını korumaktan Özürlüler İdaresi Başkanlığı sorumludur.
Yardım Faaliyetleri
Türkiye Madde 7 raporunda, 2007’de 66 mayın/ERW/IED kurbanının fiziksel rehabilitasyonunu tamamladığını bildirdi ve şu anda askeri merkezlerde 138 kişinin rehabilitasyonunun devam ettiğini söyledi. Bu kurbanlar içindeki sivil sayısı belirtilmedi.
Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Tedavi Merkezi mayın/ERW/IED kurbanlarına uzman bakım ve tedavi sağlayabilecek ve mayın yaralanmaları konusunda araştırmalar yapabilecek modern tesislere sahip. Türkiye, bu merkezlerin yüzde 30’unun sivillere ayırıldığını ve eğer yerel hastaneler hastaların taleplerine cevap veremezse ek başvuruları da kabul ettiklerini bildirdi. ICBL’nin Mayıs 2008’de yaptığı ziyaret sırasında, bu merkezlerde 2001’den beri 616 kurbanın tedavi gördüğü bildirildi. Tedavi gören sivillerin sayısı bilinmiyor, fakat sivil kurbanlara yönelik herhangi bir ayırım yapılmıyor. Landmine Monitor, bu merkezde geçen sene sadece beş sivilin tedavi gördüğünü tespit etti. Sivillerin Ankara’ya geliş masrafları ödenmiyor ve birçok sivil kurban bu maliyeti karşılayamıyor.
Fiziksel rehabilitasyon hizmetleri, prostetik hizmetleri (sadece diz altı) Ortopedik ve Travmatoloji Merkezi’nde ve Diyarbakır’daki Dicle Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nde bulunuyor. 2007 yılında, hepsi erkek olan 20 mayın kurbanı Dicle Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi edildi. Ortopedik ve Travmotoloji Merkezi’nin ürettiği protezlerin yüzde 20-30’u mayın/ERW/IED kurbanları tarafından kullanılıyor. Türkiye, Prostetik Merkezi’nde 2000 ve 2007 yılları arasında 95 mayın kurbanının tedavi edildiğini bildirdi. Bir çok mayın kurbanı Dicle Üniversitesi Hastanesi’nden Prostetik hizmeti alabileceğinden habersizdir. Sadece yeşil kart olarak bilinen spesifik devlet sağlık sigortasına sahip kurbanlar, hizmetlerden yararlanabiliyor.
Türkiye ayrıca Madde 7 raporunda, 2007 yılında, 127 askeri personelin tazminat aldığını, 43’ünün maaş aldığını ve 37’sine iş bulma konusunda yardım edildiğini bildirdi.
2007’de, Mayınsız Bir Türkiye Girişimi, maddi olanaksızlıklardan dolayı, 2006-2007’de ihtiyaçlarını belirlediği kurbanlara yardım edemedi. Mayınsız Bir Türkiye Girişimi, mayın/ERW/IED kurbanlarının ihtiyaçları konusunda farkındalığı artırdı ve parasızlığa rağmen Suruç Mayın Kurbanları örgütü ve diğer organizasyonlarla destek için bir çerçeve oluşturmak üzere birlikte çalıştı. 2008’de, Mayınsız Bir Türkiye Girişimi, Dicle Prostetik Merkezi’nde dört kurbana prostetik hizmeti sağladı. Türkiye Sakatlar Derneği kurbanlara yardım konusunda farkındalığı artırma çalışmalarını destekledi.
Sonuç olarak
LM 2008 Türkiye Rapor bilgileri, Ottowa Sözleşmesi’nin de pek çok uluslararası sözleşmede olduğu gibi “kağıt üzerinde” kalma riski taşıdığını gösteriyor: Stoklardaki mayınlar imha edilmedi, toprağa döşeli mayınların temizliği için hala bir program açıklanmadı, elde tutulan mayınlarla dünya birincisiyiz, kurbanlara ilişkin veri tabanı bulunmuyor, hayatta kalan sivil kurbanların ihtiyaçları giderilmiyor.
Peki Ottowa Sözleşmesi’nin “kağıt üzerinde kalmasına” izin mi vereceğiz? Hayır. Ottowa Sözleşmesi’nin uygulanmasına ilişkin Taraf Devletleri (ve burada söz konusu olan Türkiye) gözlem altında tutmak en zorlu görevlerimizden birisi. Bu noktada, sivil toplum kuruluşlarının ve bu sorunu kamuya bildirmeleri açısından medya çalışanlarının desteğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Her üç günde bir, bir kişinin yaşamını yitirdiği veya sakatlandığı Türkiye’de zamanın akıp gitmesine izin veremeyiz. Ottowa Sözleşmesi’nin uygulanması konusunda kararlıyız ve bir kez daha hükümete sesleniyoruz:
1- Stoklardaki mayınlar hemen imha edilsin.
2- Toprağa döşeli mayınların temizliği ile ilgili program açıklansın.
3- Mayın/UXO patlamasından sağ kurtulanların ihtiyaçları giderilsin ve hakları yasal güvence altına alınsın.
4- Acilen Mayın Eylem Merkezi kurulsun.
5- Mayın/UXO patlamasından ölen ya da yaralananlara yönelik veri tabanı oluşturulsun.
Toplantımıza katıldığınız için teşekkür ederiz.
Mayınsız Bir Türkiye Girişimi, TTB- İstanbul Tabip Odası, SODEV, Türkiye Sakatlar Derneği, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, İHD İstanbul Şubesi, Mazlumder, Göç Der.
Misket Bombalarına Karşı Küresel Eylem Haftası
27 Ekim - 2 Kasım 2008
MİSKET BOMBALARININ YASAKLANMASINI KABUL EDEN
ÇOĞUNLUĞA KATILIN
Misket bombalarını yasaklayan anlaşmanın Oslo’da imzaya açılmasına 5 hafta kaldı. İmza törenine 100 ülke, BM Genel Sekreteri ve misket bombası kurbanları ile dünya çapından kampanyacılar katılacak.
30 Mayıs’ta Dublin’de 107 ülke tarafından kabul edilen Sözleşmenin 3 Aralık’ta Oslo’da imzalanması, bu yüzyılın en önemli politik olaylarından birisi olacak. Misket Bombası Koalisyonu Koordinatörü Thomas Nash, silahlı çatışmalarda sivilleri koruma konusunda ciddi olan bütün hükümetlerin 3 Aralık’ta Oslo’da Misket Bombası Anlaşması’nı imzalayacaklarını ve imzaladıktan hemen sonra parlamentolarında onaylayacaklarını belirtti.
Türkiye de silahlı çatışmalarda sivilleri koruma altına alma konusundaki duyarlılığını, doğru olanı yaparak, Oslo’da Sözleşmeyi imzalayarak göstermeli.
27 Ekim- 2 Kasım tarihleri arasında, kampanyacıların düzenleyecekleri etkinliklerden bazıları şöyle:
Yasak Otobüsü, kamu farkındalığını artırmak, hükümetlerin bu sözleşmeyi imzalamalarını sağlamak için Avrupa’da 21 ülkeye gidecek. Almanya ve Japonya’da yere yatma eylemi yapılacak. Laos’ta 1000 kişilik konser gerçekleştirilecek. Büyük dinlerin liderleri Bosna Hersek’te bir araya gelerek kendi cemaatlerini anlaşmaya destek olmaları için harekete geçirecekler.
Editöre Notlar:
Küresel Eylem Haftası Nedir?
Küresel Eylem Haftası, bütün hükümetleri, 3 Aralık’ta Oslo’da anlaşmayı imzalamaya ikna etmeyi, anlaşma ve anlaşmanın imzalanmasının tarihsel önemi hakkındaki farkındalığı artırmayı amaçlamaktadır. Bu hafta sırasında, anlaşmayı imzalayacağını henüz açıkça ilan etmemiş olan bütün hükümetleri anlaşmayı Oslo’da imzalayacaklarını açıkça ilan etmeye çağıracağız. Ayrıca, anlaşmayı imzalayacağını açıklayan ülkelerle, anlaşmayı imzalayacağını henüz açıklamamış olan ülkeleri ikna etmek için birlikte çalışacağız.
MİSKET BOMBASI PATLAMASINDAN SAĞ KURUTULAN BİR ÇOCUĞUN HİKAYESİ
Ayat Suliman (13 yaşında, kız çocuğu)
“2003’de, yaşadığım kent olan Samarra Amerikalılar tarafından bombalandı. Evimizin etrafı misket bombasıyla doldu. Bunların hepsi değil ama çoğu patladı. O zaman 11 yaşında olan erkek kardeşim Jakob patlamamış bir misket bombası buldu ve onu evin içine getirdi. Jakob gerçekten güzel bir oyuncak bulduğunu düşünmüştü, fakat bu misket bombası patladı. Dört kardeşimi ve bir kuzenimi kaybettim. Benim de vücudumun yüzde 65’i yandı.
Şu anda ailem ve ben İsveç’te yaşıyoruz. Vücudumun görüntüsü yüzünden hiç arkadaşım yok. Yüzüm yanık ve ellerimi kullanamıyorum. Vücudumun yüzde 65’i yandı ve bence bu erkeklerle karşılaştırıldığında kadınlar için çok daha zor bir durum. Umarım bir gün tıbbi yardım alabilirm ve böylece normal hayatıma geri dönebilirim. Umarım misket bombalarını yasaklayan anlaşma gerçeğe dönüşür, çünkü bence benim yaşadığımı kimse yaşamamalı. Hareket etmem her zaman çok kolay olmasa da bu kampanyaya işte bunun için katılıyorum.”
ABD Irak’ta, 200,000’den fazla parçacık içeren en az 1,206 misket bombası kullandı; bu rakam, Koalisyon güçlerinin havadan attığı bomba sayısının dört katı.
Misket bombaları ile ilgili gerçekler ve istatistikler
Misket bombaları 40 yıldan daha uzun bir zamandır, savaşlar sırasında ve savaşlardan sonra sivillerin yaralanmasına ve ölmesine neden oldu. Patlamamış olan misket bombaları savaştan günler, aylar, yıllar sonra bile insanları yaralamaya ve öldürmeye devam ediyor.
Misket bombaları en az 32 ülkede ve bölgede kullanıldı: Afganistan, Cezayir, Angola, Azerbaycan, Bosna ve Hersek, Camboçya, Çad, Çeçenya, Hırvatistan, Kongo, Eritre, Etiyopya, Falkland/ Malvina Adaları, Grenada, Gürcistan, Irak, İsrail, Kosovo, Kuveyt, Laos, Lübnan, Montenegro, Dağlık Karabağ, Sırbistan, Suudi Arabistan, Sierra Leone, Sudan, Suriye, Tacikistan, Uganda, Vietnam ve Batı Sahara
34 ülkenin havadan ve karadan atılan 210 farklı tipte misket bombası ürettiği biliniyor.
En 13 ülke, en az 60 ülkeye 50 farklı tipte misket bombası transfer etti.
Şu anda dünya çapında 78 ülkenin stoklarında misket bombası bulunuyor ve bu ülkelerin yarısı ellerindeki misket bombalarını yok etmeyi kabul etti.
Misket bombaları yüzünden dünya çapında binlerce sivil yaralandı ve öldü.
Misket bombası kurbanlarının ortalama dörtte biri çocuklardan oluşuyor. Bazı bölgelerde kurbanların %50’si çocuklardan oluşuyor. Misket bombasından yayılan parçacıkların küçük ve merak uyandıran görüntüsü özellikle çocukların ilgisini çekiyor.
Gürcistan
2008’de Rusya ve Gürcistan arasında Güney Osetya yüzünden yaşanan çatışmada misket bombaları kullanıldı ve çatışma sırasında ve çatışmadan sonra bu nedenle yüzlerce sivil yaralandı ve öldü. Bu ölümlerin sayısı muhtemelen önümüzdeki günlerde artacak.
Güney Lübnan
BM’nin tahminlerine göre, Lübnan’da 4 milyon misket bombası kullanıldı ve bu bombaların 1 milyonu patlamamış olarak duruyor.
2006’da Lübnan’da ateşkes ilan edildikten sonra, patlamamış misket bombaları yüzünden 200 sivil yaralandı ve öldü.
Laos
Laos, 1965-1973 Vietnam savaşından sonra dünyada en çok misket bombası kullanılan ülke.
Bazıları Laos’a atılan misket bombalarının, yaklaşık 9 yıl boyunca her sekiz dakikada bir B52 bombası atılmasıyla eşdeğer olduğunu söylüyor.
BÖLGESEL GERÇEKLER VE İSTATİSTİKLER
Aşağıda misket bombalarının farklı bölgelerde üretimi, stoklanması, ithali, ihracı ve kullanımı hakkında bilgi bulabilirsiniz.
Afrika
Misket Bombalarının Üretimi, Stoklanması, İthali ve İhracı
· Güney Afrika, misket bombası ürettiği bilinen 34 ülkeden biridir. Ayrıca bu ülke önceden misket bombası ihrac ediyordu.
· Gine, Gine-Bissau, Fas, Nijerya, Güney Afrika, Sudan, ve Uganda misket bombası stoklayan en az 77 ülkeden yedisi.
· Mısır ve Güney Afrika, kıtada misket bombası ürettiği bilinen iki ülke ve her iki ülke de geçmişte misket bombası ihrac etti. (34 ülkenin misket bombası ürettiği biliniyor).
· Ayrıca Mısır, özellikle ABD’den misket bombası alan ülkelerin başında geliyor. Bu ülke misket bombası dışında roket mermisi, bomba, ve karadan atılan roket de alıyor. Fas, ABD’den misket bombası alan bir diğer ülke.
Misket Bombalarının Kullanımı
· Afrika ülkelerinin dokuzunda misket bombası kalıntıları bulunuyor. Bu ülkeler arasında Çad, Kongo, Fas (kavgalı Batı Sahara’da), Sierra Leone, Sudan, ve Uganda bulunuyor.
· Misket bombası kullanılan alanların yaklaşık üçte biri Afrika’da bulunuyor ve bu bombaların hemen hemen hepsi son 10-15 yılda kullanıldı.
AsyaPasifik
Misket Bombalarının Üretimi, Stoklanması, İthalatı ve İhracı
· Çin, Hindistan, Japonya, Kuzey Kore, Güney Kore, Pakistan, ve Singapur misket bombası üretiyor.
· Çin, Hindistan, Endonezya, Japonya, Kuzey Kore, Güney Kore, Mongolya, Pakistan, Singapur, Sri Lanka, ve Tayland’ın stoklarında misket bombası bulunuyor.
· Çin ve Güney Kore’nin misket bombası ihrac ettiği biliniyor; Hindistan, Pakistan ve Singapur’daki şirketler misket bombası satmak için reklam yapıyorlar.
Misket Bombalarının Kullanımı
· ABD güçleri, Kamboçya’yı ve ayrıca 1960 ve 1970’lerde Laos ve Vietnam’ı bombalarken çok sayıda misket bombası kullandı.
· 1969 ve 1973 arasında Kamboçya’ya 80,000 misket bombası ve bunlarla birlikte 260 milyon parçacık atıldı.
1965 ve 1973 arasında Laos’a 414,000 misket bombası atıldı.
· Laos, 1965-1973 Vietnam Savaşı’ndan sonra dünyada en fazla misket bombası atılmış olan ülkedir.
· Bazıları Laos’a atılan misket bombası miktarını yaklaşık 9 yıl boyunca her 8 dakikada bir B52 bombası atılmasıyla karşılaştırıyor.
1965 ve 1975 arasında Vietnam’a 296,000 misket bombası ile birlikte 97 milyon parçacık atıldı.
· Sovyet güçleri 1979-1989 arasında Afganistan işgali sırasında havadan ve karadan atılan misket bombaları kullandılar. Devlet olmayan silahlı grup olan (NSAG), bu işgalin ardından çıkan iç savaş sırasında roketle atılan misket bombası kullandı.
· Ekim 2001 ve 2002’nin başları arasında ABD uçakları Afganistan’a 248,056 adet parçacık içeren 1,228 misket bombası attılar.
Doğu Avrupa, Kafkasya ve Orta Asya
Misket Bombalarının Üretimi, Stoklanması, İthali ve İhracı
· Bosna & Hersek, Sırbistan, ve Slovakya misket bombası ürettiği bilinen 34 ülke arasında bulunuyor. Bulgaristan’ın misket bombası ürettiği tespit edilmişti fakat bu ülke hiçbir zaman misket bombası üretmediğini iddia ediyor.
· Bosna & Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Moldova, Montenegro, Sırbistan, ve Slovakya stoklarında misket bombası bulunan 77 ülke arasında yer alıyor.
· Rusya/Sovyetler Birliği tarafından üretilmiş olan misket bombalarının en az 29 ülkenin stoklarında yer aldığı bildiriliyor.
Misket Bombalarının Kullanımı
· Cezayir, Bosna & Hersek, Hırvatistan, Montenegro ve Sırbistan’da kullanıldı.
· 1999’da NATO’nun Yugoslavya’yı bombalaması sırasında, ABD ve İngiliz uçakları toplam 300,000 bombacık içeren 1,600 misket bombası attılar.
· İnsan Hakları İzleme tarafından yapılan araştırmaya göre, NATO’nun kullandığı misket bombaları sonucunda en az 90 en fazla 150 sivil öldü – bütün sivil ölümlerin yüzde 15-25’i çatışma sırasında gerçekleşti.
En yakın zamanda kullanılan misket bombaları
· İnsan Hakları İzleme, Rusya’nın 12 Ağustos 2008’de Ruisi köyüne ve Gori şehrine saldırırken havadan atılan misket bombaları kullandığını bildirdi, her iki yerde de 11 sivil öldü ve onlarca sivil yaralandı.
· 1 Eylül 2008’de, Gürcistan, Roki Tüneli’nden Dzara yoluna kadar Rus askeri araçlarına yönelik olarak misket bombası kullandığını itiraf etti.
Orta Doğu
Misket Bombalarının Kullanımı
· İsrail, 2006’da Güney Lübnan’da misket bombası kullandı. BM tahminlerine göre Güney Lübnan’a 4 milyon misket bombası atıldı ve bunların 1 milyonu hala patlamamış bir şekilde duruyor.
· 2006’da ilan edilen ateşkesten sonra Lübnan’da yaklaşık 200 sivil patlamamış misket bombaları yüzünden yaralandı ve öldü.
· İnsan Hakları İzleme’nin raporuna göre, İsrail’in güney Lübnan’da misket bombası kullanması uluslararası insani yasalara aykırıdır.
· ABD’nin, 1991’deki Körfez Savaşı sırasında verdiği kayıpların en az seksen tanesinin misket bombasından kaynaklandığı sanılıyor; savaş sona erdikten sonra arta kalan misket bombası parçacıkları yüzünden 4,000’den fazla sivil yaralandı ve öldü.
· 1991’deki Körfez Savaşı aırasında havadan atılan misket bombaları, Irak ve Kuveyt’e atılan bombaların üçte birini oluşturuyordu.
· 17 Ocak ve 28 Şubat 1991 tarihleri arasında, ABD ve müttefikleri Irak’a havadan toplam 61,000 misket bombası attılar ve bunun sonucunda Irak’ta yirmi milyon misket bombası parçacığı bulunuyor.
· ABD, Irak’ta 200,000’den fazla parçacık içeren 1,206 misket bombası kullandı; bu rakam Koalisyon güçleri tarafından havadan atılan bombaların üçte birini oluşturuyor.
MİSKET BOMBALARININ ARKA PLANI
Bu sayfa misket bombalarının ne olduğunu, misket bombaları konusundaki sorunun ne olduğunu ve Oslo Süreci’ni açıklıyor.
Misket bombaları nedir?
· Misket bombaları hem havadan hem karadan atılabilen ve yüzlerce parçacığın etrafa saçılmasına neden olan silahlardır. Havadan atılan misket bombaları genellikle “bombacık”, karadan atılanlar ise “el bombası” olarak adlandırılır.
Misket bombaları ile ilgili sorun nedir?
· Hem havadan hem de karadan atılan misket bombalarıinsanlık açısından iki büyük sorun ve risk yaratırlar. Birincisi, çok geniş bir alana yayılıyor olmaları askeri ve sivil hedefler arasında ayrım yapmadıkları anlamına gelir, dolayısıyla, özellikle yerleşim yerlerinin yakınlarında kullanıldığında insanlık üzerindeki etkisi çok büyük olur. Bir çok parçacık atıldıktan hemen sonra patlamaz ve tıpkı antipersonel karamayınları gibi savaş bittikten sonra bile sivillerin yaralanmasına ve ölmesine neden olmaya devam eder.
Kimler misket bombası kullandı?
· Şimdiye kadar en az 14 ülke misket bombası kullandı: Eritre, Etiyopya, Fransa, Gürcistan, İsrail, Fas, Hollanda, Nijerya, Rusya (SSCB), Suudi Arabistan, Sudan, Tacikistan, İngiltere, ABD, ve Yugoslavya. Ayrıca az sayıda devlet olmayan silahlı grup da bu silahı kullandı (2006’da Lübnan’da Hizbullah gibi). Ayrıca 76 ülkenin stoklarında milyarlarca misket bombası bulunuyor. 34 devletin 210 farklı tipte misket bombası ürettiği biliniyor. Misket bombasından etkilenen 20’den fazla ülke arasında Afganistan, Cezayir, Angola, Azerbaycan, Bosna ve Hersek, Kamboçya, Çad, Hırvatistan, Kongo, Eritre, Etiyopya, Gürcistan, Grenada, Irak, İsrail, Kuveyt, Laos, Lübnan, Montenegro, Suudi Arabistan, Sırbistan, Sierra Leone, Sudan, Falkland/Malvina adaları, Dağlık Karabağ ve Batı Sahara bulunuyor.
Misket bombalarının neden yasaklanması gerekiyor??
· Çünkü misket bombaları çok sayıda sivilin yaralanmasına ve ölmesine neden oluyor. Bu silah, 2003’te Irak’ta ve 1999’da Kuveyt’te, bütün diğer silahların neden olduğundan çok daha fazla sayıda sivilin yaralanmasına ve ölmesine neden oldu. Misket bombaları, 1997’de yasaklanan antipersonel karamayınlarından sonra siviller için en büyük tehlikeyi oluşturan silahlardır. Fakat şu anda misket bombalarının insanlık açısından yol açtığı sorunları ele alan uluslar arası bir yasal düzenleme yoktur. İsrail’in 2006’nın Ağustos ayında Lübnan’da misket bombası kullanmasının ardından, ateşkesten sonraki bir yılda 200 sivil öldü; bu, hükümetlere bu silahın neden yasaklanması gerektiğini gösteren en iyi örneklerden birisidir.
Oslo Süreci nedir?
· 2007 yılının Şubat ayında, Norveç Dışişleri Bakanı Jonas Gahr Støre’un çağrısı üzerine 46 hükümet Oslo’da toplandı ve sivillere kabul edilemez zararlar veren misket bombalarının üretimini, kullanılmasını, stoklanmasını ve transferini yasaklayan ve bu silahtan etkilenenler ve misket bombası bulunan alanların temizlenmesi konusunda yardımı öngören, yaptırımları olan bir anlaşmanın 2008 yılının sonunda imzalanmasını kabul etti. Bu toplantının ardından, Peru (Mayıs 2007), Avusturya (Aralık 2007) ve Yeni Zellanda (Şubat 2008) da Uluslar arası Oslo Süreci toplantıları yapıldı. 2008 yılının Mayıs ayında Dublin’de 107 ülke misket bombalarını yasaklayan ve bu silahtan etkilenenlere yardım edilmesini öngören anlaşmayı görüştüler ve kabul ettiler. Misket Bombası Anlaşması 3 Aralık 2008’de, Uluslar arası Sakatlar Günü’nde Norveç’in Oslo kentinde imzaya açılacak.
Misket Bombası Anlaşması’nı Kabul Eden Ülkeler (107)
· Cezayir, Arjantin, Avustralya, Avusturya, Bahreyn, Belçika, Belize, Benin, Bolivya, Bosna ve Hersek, Botswana, Brunei Darussalam, Bulgaristan, Burkina Faso, Burundi, Kamboçya, Kamerun, Kanada, Çad, Şili, Comoros, Kongo Cumhuriyeti, Cook Adaları, Kosta Rica, Côte d’Ivoire, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Danimarka, Dominik Cumhuriyeti, Ekvator, El Salvador, Estonya, Fiji, Finlandiya, Fransa, Almanya, Gana, Guatemala, Gina, Gina-Bissau, Kutsal Deniz, Honduras, Macaristan, İzlanda, Endonezya, İrlanda, İtalya, Jamaica, Japonya, Kenya, Kırgizistan, Lao PDR, Lübnan, Lesoto, Litvanya, Luxemburg, Makedonya (FYR), Madagaskar, Malawi, Malezya, Mali, Malta, Moritanya, Meksika, Moldova, Montenegro, Fas, Mozambik, Hollanda, Yeni Zelanda, Nikaragua, Nijer, Nijerya, Norveç, Palau, Panama, Papua Yeni Gine, Paraguay, Peru, Filipinler, Portekiz, Katar, Samoa, San Marino, Sao Tome ve Principe, Senegal, Sırbistan, Seychelles, Sierra Leone, Slovakya, Slovenya, Güney Afrika, İspanya, Sudan, Swaziland, İsveç, İsviçre, Tanzanya, Timor-Leste, Togo, Uganda, İngiltere, Uruguay, Vanuatu, Venezuela ve Zambiya.
MİSKET BOMBALARI YASAKLANDI
Misket bombalarını yasaklayan uluslararası sözleşme 2 Aralık'ta Oslo'da imzaya açılacak
CMC (Misket Bombası Koalisyonu)’nun Bildirgesi
Misket Bombaları Hakkında Dublin Diplomatik Konferansı 30 Mayıs 2008 Cuma (Son Toplantı)
Teşekkürler Sayın Başkan,
Bizler, Misket Bombası Koalisyonu’ndan, konferansa katılmak üzere Dublin’e gelen yaklaşık 300 aktivist olarak, buraya gelirken tek bir motivasyona sahiptik: anlaşmanın olabildiğince güçlü olması için çalışarak siviller için maksimum koruma sağlamak. Dublin’den, burada çok sıradışı bir şey başardığımızı bilerek ayrılıyoruz; bu anlaşma, sivil toplumun, devletlerin ve organizasyonların ortak bir amaç için birlikte çalışmasının ne kadar önemli olduğu tarihsel gerçeğini bir kez daha gösterdi.
Misket bombalarının kategorik olarak yasaklanması, bir çok kişinin gerçekleşeceğine inanmadığı bir başarıdır. Bugüne kadar çok az silah türü tamamen yasaklanmıştır, dolayısıyla bu çok önemli bir olaydır. Milyonlarca misket bombası yokedilmek üzere teslim edildi ve bu bombalar gelecekte sivilleri öldüremeyecek ya da onlara zarar veremeyecek. Anlaşmanın bu koruyucu yapısı, uluslararası diplomasideki gelecek süreçler açısından oldukça umut verici. Dünya genellikle, bir sorunu çözüme ulaştırmadan önce o sorunun kriz yaratacak noktaya gelmesini bekler, fakat bugün burada ülkeler harekete geçerek Lübnan’ın yaşadığı sıkıntıları diğer ülkelerin de yaşamasını engellemiş oldular.
Bugüne kadar elbette misket bombaları yüzünden hayatları mahvolmuş çok sayıda insan var ve bu bireylerden bazıları burada iki hafta boyunca CMC’nin sürdürdüğü faaliyetin önemli bir parçasını oluşturdular ve süreci daha da ileri taşımamız konusunda bize ilham kaynağı oldular. Bu anlaşmada yer alan kurbanlara yardım konusundaki yeni yasal yükümlülükler, bu bireyler, onların aileleri ve içinde yaşadıkları toplum için adaleti sağlıyor ve uluslar arası insan hakları ve insan hakları hukuku konusunda yeni bir standart getiriyor. Misket bombalarının temizlenmesi ve özellikle geçmişte misket bombası kullanmış devletler konusundaki yükümlülükler önemli bir ileri adımdır ve bu adım Mayın Yasaklama Anlaşması’ndan öğrenilen dersler üzerine atılmıştır.
Her delegasyon gibi, bizim de anlaşmanın geliştirilmesini istediğimiz maddeleri vardı, örneğin anlaşmaya taraf olmayan devletlerle ilgili olan Madde 21 bizi büyük hayal kırıklığına uğrattı. Şimdiki işimiz, bu maddenin anlaşmada bir boşluk yaratarak anlaşmayı zayıflatmasına izin vermemek olacak.
Ayrıca madde 2c’nin, ayrım gözetmeksizin geniş bir alanı etkileme ya da patlamadan sonra da tehlike oluşturan mühimmat olma özelliğine sahip misket bombası benzeri herhangi bir silahın kullanılmasını ya da gelecekte üretilmesini engellemek için de devletleri yakından izliyor olacağız.
Sayın Başkan, bildiğiniz gibi CMC, yabancı ülkelerde misket bombası depolama, yasaklanmış davranışlara uluslararası yardım, taraf devletin topraklarından başka bir ülkeye misket bombası geçirilmesi, misket bombası üreticilerine yatırım yapmak ve elde tutulan minimum misket bombası konusunda ortak bir anlayışın geliştirilmesi için uğraşıyor. Kayıt için size bu konulardaki görüşlerimizi yazılı olarak ileteceğiz ve büyün devletleri en kısa zamanda bu konulardaki görüşlerini açıklamaları için teşvik edeceğiz.
Vizyonunuzdan, liderliğinizden, ekibinizden dolayı size ve gösterdiği misafirperverlikten dolayı İrlanda halkına çok teşekkür ederiz. Bu odadaki herkese, Dublin Konferansı’nın başarıyla sonuçlanması için harcadıkları çabadan dolayı teşekkür ederiz. Bu anlaşma metninin kabul edilmesiyle, devletler, insani konulara öncelik verdiklerini göstermiş oldular. Oslo Süreci boyunca devletlerle geliştirdiğimiz verimli ortaklığa çok değer veriyoruz ve bu ortaklığın anlaşma metninin hayata geçirilmesi sürecinde de devam etmesini umuyoruz. Hepinizi Aralık ayında Oslo’da, yeni bir anlaşmanın imzalanması sürecinde görmek için sabırsızlanıyoruz.
Teşekkürler sayın başkan.
|
|